Kur’an’ı Kerimi doğru anlamaktan kastımızı, Elmalılı Hamdi Yazır Meali ve Tefsiri üzerinden, sadeleştirmek adına yapılan, ciddi tahribata dikkat çekerek ortaya koymaya çalışalım. Bu konuda senelerdir mücadele veriyorum. Gücüm nispetinde bazı Internet site editörleriyle yaptığım görüşmelerde, yapılan yanlışlıklar düzeltildi. En azından, tahrip edilen mealleri sitelerinden kaldıranlar olduğu gibi duyarsız kalanlar da oldu. Bu konuda, çeşitli basımevleri aynı hatayı sürdürerek “Elmalılı Mealleri” basmaya devam etmektedirler.

Bazıları ile Internet üzerinden tartışmalarımız oldu.  Bu konuda, diyalogcuların savunduğu; ayetin sebebi nüzulünden dolayı bu tarz bir sadeleştirmeye gidildiği söylense de bu iddia tamamen asılsızdır.

Görüştüğüm bazı il, ilçe müftüleri ve gerçek ilim sahipleri “Bilmiyorsanız zikir ehline sorun”(Nahl :43) ayetinde kastedilen mananın “bilmiyorsanız Tevrat ve İncil alimlerine sorunuz” şeklinde anlaşılmasının imkansız olduğunu, hiçbir ilim ve irfan sahibinin bu şekilde bir yanılgıya düşemeyeceğini dile getirdiler. Ancak bu konuda kimse hayırlı bir adım atmadı, sadece dinledi, hak verdi, hepsi o kadar..! 

Sadeleştirme yapanlar, Elmalılı Hamdi Yazır’ın Orijinal tefsirindeki mantığı anlamaya çalışmak yerine, kendi mantıklarına göre hareket etmişlerdir…

1935 yılında yayınlanan Diyanet İşleri Reisliği Neşriyatından HAK DİNİ KUR’AN DİLİ Yeni Mealli Türkçe Tefsir” adlı orijinal eseri mevcuttur.  Bu tefsirde Nahl suresi 43. Ayet “Senden evvel de Resul olarak başka değil, ancak kendilerine vahy veriyor idiğimiz erler göndermişizdir, ehli zikre sorun bilmiyorsanız”
  olarak geçmektedir.

Başka meal ve tefsirlerde “ehli zikir” ilim sahibi, bilenler, gibi  anlamlar verilmiş olmasına rağmen, Hamdi Yazır, sadece “Ehli zikre sorun bilmiyorsanız” demiştir. Herhangi bir açıklama yada dipnot dahi eklemek lüzumu hissetmemiştir.  Diyalogcular da sadeleştirilmiş(!) tefsirlerinde tek cümle olarak “bilmiyorsanız Tevrat ve İncil alimlerine sorunuz” olarak değiştirme yoluna gitmişler. Ne bir açıklama, ne bir dipnot lüzumunu bile hissetmemişler, böylece kendilerini ele vermişlerdir.

Eğer bu manayı veriyorsanız, mutlaka dipnot olarak “Kur’an’ın tevhit mantığı” çerçevesinde bir açıklama yapmak zorundasınız.
Madem sadeleştirmedir, o zaman zaten aslını değiştirmek yetkiniz hiç yoktur.

Örneklendirelim:
Zaman Gazetesinin, yıllar önce kupon karşılığı verdiği 10 ciltlik HAK DİNİ KUR’AN DİLİ tefsirinin 5. cilt sayfa 239 da Nahl 43. ayet “eğer bunu bilmiyorsanız,Tevrat ve İncil alimlerine sorunuz” olarak sadeleştirilmiştir. Tefsir olmasına rağmen bu konuda hiçbir açıklama yada dipnot konulma lüzumu bile hissedilmemiştir.

Nahl suresi 43.Ayete bu şekil mana verilmesi sıradan bir iş değildir. Belki de en büyük tahribat budur.

Çünkü bunu okuyan ve bilgi eksiği bulunan bir vatandaş, “demek ki Tevrat ve İncil alimleri de varmış, onlara da sorulabilirmiş, onlarla da diyalog içinde bulunulabilirmiş” mantığına sapabilir. Bu yanılgı yüzünden, hatta biraz daha ileri gidip, İslam’dan başka din arayışlarına bile girebilirler. Böylece, diyalogcular kendi emellerine Kur’an’ı alet etmiş olacaklardır.

Değerli dostlar, işte diyalog sapkınlığının geldiği nokta budur. 2010 yılı Kuran yılı ilan edildiğine göre, yapılacak etkinliklerin, tiyatro olmaktan çıkarılması isteniyorsa, Kur’an ve Peygamber üzerinde oynanan oyunlar açığa çıkartılmalıdır.

Kur’an ve Sünnet, onun bunun mantığına göre değil, “Peygamber ve Ehl-i Beyt  mantığı” çerçevesinde anlaşılmaya çalışılmalı ve yaşanmalıdır.Tunalimsan

Reklamlar