Ali Bin Ebû Tâlib(R.A.) Hz. Ali(R.A.); Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.. Sorunuz, bana ne sorarsanız, size cevabını veririm. Allahın kitabını bana sorunuz. Vallahi bir âyet yoktur ki, ben onun gecede mi, gündüzde mi, kırda mı, dağda mı nâzil olduğunu bilmiyeyim… Evet, “Ali’yi seven kurtulur”.
Bu söz, çok muhterem Üstadımız Prof. Dr Haydar Baş  Hocamıza ait. Geçen hafta üstadımız lütuf buyurdular Hz. Ali hakkında sohbet ettiler.Sahabilerin hepsi gökteki yıldızlar gibidir. Işığını Allah’ın Resulunden alan yıldızlar. “Ancak Ali başkadır” deyip şöyle devam ettiler:
“Yapılan savaşlarda ölen düşman askerlerinin yarısı Ali tarafından öldürülmüştür. Efendimiz, Medine’ye hicret ettiğinde yatağına Ali’yi yatırmıştır. Ali hakkında onlarca ayet inmiştir. Uhut’ta herkesin panikleyip sağa sola kaçıştığı yerde Efendimizin etrafında pervane olmuş, canı pahasına O’nu korumuştur. Efendimiz buyurdular ki ‘İslam Ali nin kılıcı üzerine bina edilmiştir’. Allah’ın Resulünü Cenab–ı Hakk terbiye etmiştir. Ali’yi de Efendimiz terbiye etmişlerdir. Ali, Efendimizin sürekli peygamberlik kokusunu aldığını söylemiştir. Efendimize gelen bütün vahiyleri hissetmiş o an yaşamış bir insandır. Velhasıl Ali yi seven Müslüman cennete girer.”
Uzunca devam eden çok feyzli ve manalı sohbetiyle adeta dinleyenlerin ruhlarını Hz. Ali’nin manevi sofrasına taşıdılar. Anlatılan Ali ve anlatan da Ali sevdalısı olunca çok manalı, duygulu, tarifi mümkün olmayan zevkler yaşadık. Zaten O’nunla olduğumuz her an bu zevk–i maneviyi yaşıyoruz cenab–ı Hakk kendilerine uzun ömürler versin.
Bu sohbetten sonra kendimce bir şiir kaleme aldım. Acizane bunu okuyucularımızla paylaşmak istedim.

Allah Muhammed’ini, Muhammed’i Ali’yi seçti
Ali, Ben–i israil’in peygamberine eşti

Muhammed Kitabullah’ın ayetidir, sözüdür
Ali, ol Resulün özüdür

Musa ile Harun ne ise Resul ile Ali odur
Ali’nin yeri peygamberin omuzudur

Allah’ın rahmeti Resul–i zişandır
Azameti ise Aliyül mürtezadır

Ali sahabilerin birincisidir
Velayetin şahı, Resulün incisidir

Allah ile Resulün adı yan yanadır
Ali ise onları yansıtan aynadır

Ali, Peygamberin kokusudur
İlmin kapısı, islamın dokusudur

Biz Müslümanlar sahabilerin büyüklük sırasını halifelik sırası zannederdik. Hepsi çok büyük insanlar Allah şefaatlerinden mahrum etmesin. Ancak öğreniyoruz ki Hz. Ali efendimiz sahabinin en ileri geleni ve en büyüğüdür. Efendimiz, “Ben ilmin şehriyim Ali kapısıdır” buyurmaktadır.
O’nun eşi Hz. Fatıma ile evlilikleri Hazreti Cebrail’in vasıtasıyla Cenab–ı hakk’ın emriyle olmuştur. Nitekim Efendimize her sahabi giderek kızı Fatıma’yı istemiştir, hepsi  eli boş dönmüşlerdir. Efendimiz ise “Fatıma konusunda Allah’ın emrini beklemekteyim” buyurmuşlardır.
Kısaca bunlar insan ancak sadece baş gözüyle anlayayamacağımız kadar mübarek, vahye konu  olmuş özel insanlardır. Bunlar hatırlandığı an, anıldığı zaman Allah’ın feyzi bereketi iner o meclise.
Ehli beyti sevmek imanın şartı değildir ama imanın sonucudur. İmanı olmayan onları sevemez, onları seven de imansız olamaz. Bütün sahabiler Hz. Ali’nin üstünlüğünü kabul etmişlerdir. Hepsi “Ali olmasa biz helak olmuştuk” demişlerdir.
Ali aşktır, Ali sevdadır, Ali ihsandır, Ali imandır, Ali ilimdir, Ali hikmettir, Ali feyzdir, Ali mürtezadır, Ali HAYDARdır. TUNALIM…

Reklamlar