SELAM OLSUN KERBELA ŞEHİTLERİNE VE İMAM HÜSEYİN’E
Müslim, Kufe’ye vardı. Onun Kufe’ye gelme haberi, şehirde yayılınca on iki bin kişi, diğer bir görüşe göre ise on sekiz bin kişi onun vasıtasıyla İmam Hüseyin (a.s)’a biat ettiler. Müslim, durumu Hz. Hüseyin’e bildirerek İmam’ın Kufe’ye gelmesini istedi. Ancak çeşitli sebeplerle Hz. Hüseyin’e biat edenlerin bir kısmı şehit edildi birçoğu da korkularından dolayı döndüler. Her şeye rağmen Hz. Hüseyin çıktığı yoldan geri dönmedi.

Ömer bin Sa’d, Aşura gününe üç gün kala, İmam Hüseyin (a.s)’ın kafilesinin suya ulaşmaması için beş yüz süvariyi Fırat nehrini korumaları için görevlendirdi. (Bakar mısınız manzaraya; bir dünyaya yetecek Fırat nehrinden bir damla suyu bile çok gören mantık…)

Muharrem ayının dokuzuncu günü Hz. Hüseyin (a.s) ve ashabı, düşman tarafından ablukaya alındılar…

Nihayet “Aşura” günü Ömer bin Sa’d, otuz bin savaşçıyla saldırıyı başlattı. Otuz iki süvari ve kırk piyadeden oluşan Hz. Hüseyin (a.s)’ın ordusu, onların saldırıları karşısında korkusuzca direnip, yiğitçe savaştılar; hem şehit verdiler ve hem de onlardan öldürdüler.

Hz. Hüseyin (a.s)’ın ashabının hepsi şehit olunca, sıra İmam (a.s)’ın kendi ailesine geldiler savaş meydanına çıktılar, yiğitçe savaştıktan sonra onlar da şahadet şerbetini içtiler.
“Aşura” günü nihayet İmam Hüseyin (a.s) da o zalimlerin eliyle feci bir şekilde şehit edildi.

Çocuklarından Ali Ekber ve Abdullah babalarının yanında şahadete erişmiş ve savaştan kurtulan İmam Zeynel Abidin (a.s) da Müslüman’ların dördüncü İmam’ı olmuştur.

Bizler sadece birkaç sahnesini dikkatlerinize sunmakla Kerbela faciasında yaşananlardan bir nebze vicdanlarınıza bilgiler sunduk.

Şimdi yazımızın başına dönersek, Kerbela insanlığın sınavı olduğunu, dünya menfaati uğruna hırsa bürünen kimselerin, ne kadar korkunç bir çehreye bürünebileceklerini siz değerli dostların idraklerine sunmak istedik.

Umudumuz o dur ki hem gerekli dersler çıkarılsın, hem de O yüce şüheda Ehlibeyt kervanından şefaat talebinde bulunmaya bir nebze yüzümüz olsun.
Selam olsun Kerbela şehitlerine selam olsun imam Hüseyin’e!

HER GÜN AŞURA HER YER KERBELA
 
 

O gün, batıl bütün şaşaası, cahilleri hayrete düşüren bolluğu, zayıf imanlıları korkutan kudreti ve nihayet, hakkı hor gören gururuyla, hakkın karşısına dikildi. Batıl taraftarları, hakka galip gelebilme ümidiyle sevinç sarhoşluğunun doruğunda ve bütün hakikatlere kör kesilmiş vaziyette, şer naralarıyla coşmuşlardı. Hakkı yıkabilme ümidi batıl cephede bir kez daha güç kazanmıştı. Her şey görünüşte   hakkın aleyhineydi. Hak olabildiğince mazlumdu ve hak taraftarları olabildiğince garip ve yalnızdılar. Karanlık, güneşi dört bir yandan çepeçevre kuşatmıştı. Güneşin kanı akıtılacaktı.

Ne oldu? Hak mağlup düştü mü? Güneşin kanı akıtıldı mı?

Evet, güneşin kanı akıtıldı, ama hak mağlup düşmedi! Çünkü hak, kanla ayakta kalır. Hak, kanı aktıkça  dirilir. Güneşin kanı aktı ama  batmadı; daha da parladı, bütün karanlıklara ulaşabilir oldu.

Kılıç keskindi, güçlüydü, gururlu ve kendinden emindi. Bol bol kan akıttı, nice yaralar açtı; hem tenlerde, hem yüreklerde, hem bedenlerde hem gönüllerde. Kollar kesti, başlar ayırdı, analar ağlattı, yetimler inletti.

Ama akıbet ancak hakkın ve hak taraftarlarının olabilirdi. Sonuçta yükselen hak oldu, batan da batıl. Kan coştu ve nice durgun denizleri coşturdu. Kan kılıca galip geldi;  kılıç kırıldı, kan ise ebedîleşti, dillere düştü gönüllere yerleşti. Hak, batılın bir defa daha hiç olduğunu ispatladı.

Batıl elbet yine dönecek, yine hakkın karşısına dikilecekti, yine hakla batıl karşı karşıya gelecekti. Yine Aşuralar  Kerbelalar sürüp gidecekti .

                    TEMSİLİ RESİMLERLE KERBELA OLAYI   

Ubeydullah Bin Ziyad’ın adamları Hz. Hüseyin (a)’in elçisi Müslim’i kaleden aşağı atamak üzereyken.

Hz. Hüseyin (a) Kerbela’ya doğru hareket etmekte olan kervana öncülük ediyor.

Hz. Hüseyin Beni Esat kabilesiyle sohbet etmekte.

Hz. Hüseyin (a) savaştan önce Ömer Bin Sa’d’ın ordusuyla konuşup onlara nasihatte bulunuyor.

Hz. Hüseyin (a) tövbe edip kendisine katılan Hürr’ün biatini kabullenirken.

Hz. Hüseyin şehitlerden birinin cesedini kadınların çadırına getiriyor.

Düşmanlarla savaş sahnesi.

18 yaşındaki, Peygamber efendimize (s) çok benzeyen Hz. Ali Ekber’in başı babası Hz. Hüseyin’in (a) dizi üstünde.


Hz. Hüseyin’in (a) fedakar kardeşi Hz. Ebulfezl Abbas Fırat nehri başında. (Abbas (a) kardeşinin susuzluğunu hatırlayarak su içmemiş susuz şehid edilmiştir.)

Hz. Hüseyin (a) küçük yavrusu Ali Asgar için Ömer Sa’d ordusundan su istiyor ve onlar bu isteğe masum bebeğin boğazına ok saplayarak cevap veriyorlar.

 Kaynak:ehlibeytsevdasi.yoo7.com/

Reklamlar