Milli birlik ve beraberliğimizin en kuvvetli unsurlarından biri de hiç şüphesiz inancımızdır. Ve “dinî bütünlüğümüz, milli bütünlüğümüzün de teminatıdır”. Bu veciz sözün sahibi Prof. Dr. Haydar Baş, “Makâlât” adlı eserinde, “Müminler” diyerek söze başladığı hitabesinde, iman ehli olarak yaşamanın gerekliliklerinden bahsetmektedir. Bir bilge insandan altın değerinde öğütler niteliğindeki metnin tamamını ‘inandım’ diyen tüm insanımızın istifadesine sunuyorum:

“Müminler!

İman ehli olarak yaşamanız ve imanlı olarak ölmeniz için Allah’ın dinine sımsıkı sarılmanız şarttır. Siz, yaptığınız ibadetlerle nefsinizi temizleyip terbiye edersiniz. Böylece şeytan sizin vücut ülkenizdeki hakimiyetini kaybeder. Fakat şeytan hiç durmaz, kaybettiği saltanatını geri alıp sizleri kendisine kul etmek ister. Eğer ona uyarsanız, onu memnun edecek ve de sizi mağlup etmesine vesile olacaksınız. Onun için dikkatli olun, adımlarınızı temkinli atın.

Peygamberimizin (sav), Veda Hutbesi’nde buyurduğu gibi; “Allah katında en hayırlınız, Allah’tan en çok korkanınızdır”. Yaptığınız ibadetlerle yükseldiğiniz takva halini muhafaza edin. Nefsinize esir olup, kazandıklarınızı kaybetmeyin.
İman, ibadetle ispatlanır. Nasıl ki, bir dâvâda şahit aranıyorsa, inancınızın ispatında da sizden şahit sorulur. İbadetleriniz şahidinizdir. Bugüne kadar kıldığınız namazlarınızı bundan sonra da hûşû ile kılın. Muktedir iseniz hacca gidin, zekat verin, fakirlere yardım edin.

Her halükârda Allah’ın Kitabı’na ve Resulullah’ın Sünnetine sımsıkı sarılın. İnancınızı paylaşanlarla kardeş olun. Müminler, birbirinin kardeşidir. Kardeş kardeşin namusuna göz dikmez, malına, canına tecavüz etmez. Bilakis bunları muhafaza eder. O halde siz de muhafaza edin. Allah için kardeş olun ve birbirinizi sevin.

Müminler!

Sizi konrol eden ilahî kudreti unutmayın. Aldığınız her nefesin hesabı sorulacaktır. O halde, İlahî Hesap Günü’ne en güzel şekilde hazırlanın. Ömür kısadır; tıpkı bir rüya gibi gelip geçer, farkında olmazsınız. Sonunda pişman olmanız da sizi kurtaramaz. O halde tedbirlerinizi şimdiden alın.
Ananıza, babanıza ve ailenize adaletle muamele edin. Onların elbette ki sizin üzerinizde hakları vardır. Siz onların haklarını korursunuz, Allah da sizin bütün işlerinizi kolaylaştırır.

Dargınlıklarınız sona ermeli. Mümin, sadece Allah için buğzeder. Nefsi için kimseye kin tutamaz. İnandım, diyen her müminle kucaklaşın ve kardeş olun. Kimseye haset etmeyin. Eğer bir mümine haset ederseniz, bütün ibadetleriniz boşuna gider. Zira Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis–i şeriflerinde; “Haset, müminin amelini, ateşin odunu yediği gibi yer bitirir” (Ebu Davut’tan Kütüb–ü Sitte Muhtasarı, Hadis No:1164, c.VI, s.325). buyuruyor. Sonra, haset etmene ne gerek var? Mülkün sahibi Cenab–ı Hakk’tır. Kulun elindekine göz dikmek yerine, O’nun hazinesinden isteyip almak en doğrusu değil mi?

Zaman zaman kabirleri ziyaret ediniz. Dikkat edin, orada yatan insanlar dün sizin gibi hayatta olan insanlardı. O halde, siz de yarın onlar gibi olacaksınız. Gerçek kabir ziyareti, orada, ölmeden evvel ölümü yaşayan, hesaba çekilmeden evvel nefsini hesaba çekebilenin ziyaretidir. Eğer, o kabirde hislenip kendinizi kontrol ve murakabe etmediyseniz, demek ki, siz kabri ziyaret etmediniz.
Yine zaman zaman fakirleri sadaka ile, yaşlı ve çocukları onlara gerekli saygı ve sevgiyi göstererek, hediyelerini ihmal etmeyerek sevindirin.

Müminler!

İbadetleriniz, sizi mütevazı eylesin. Böylece insanlarla iyi geçinirsiniz. Mütevazı insanların hayatı huzur içinde geçer. Allah’ı zikri unutmayın. Kalpleriniz Allah’ın zikri ile huzur bulur. Zira Allah (cc), Kuran–ı Kerim’de; “Dikkat edin, kalpleriniz ancak Allah’ı zikretmekle tatmin olur” (Rad Süresi, 13.Ayet) buyurdu.
Gurur ve kibirden kaçının. Gurur ve kibir, müminin en büyük düşmanıdır. Bu hâl, insanı küfre kadar götürür.

Helaliniz olmayan kadına bakmayın. Kötü niyet beslemeyin. Zinanın her çeşidi haramdır. Ve de her çeşidine şiddetli azap vardır. Kimsenin hakkına tecavüz etmeyin. Herkese adaletle muamele edin. Dinde takva yolunu seçin. Allah’a teslim olun. Gönlünüz Hak ile olsun” (Prof. Dr. Haydar Baş, Makâlât, İcmal Yayınları.1995, s.296–298).
Oğuz KÖROĞLU

www.oguzkoroglu.com
info@oguzkoroglu.com

Reklamlar