Müslim KARABACAK

Daha önce de bu sayfada sizlerin bilgisine sunmuş idim bu hadis–i şerifi.
Ama her gün tazeliğini koruduğu için tekrar tekrar ben yazayım siz okuyun.
On dört asır önce, bugünleri bakın nasıl tarif ediyor Hazret–i Resûlüllah.
Buyuruyor ki;
İnsanlar öylesine aldatıcı yıllar görece ki,
O yıllarda;
Yalancı tasdik edilecek, doğru konuşan yalancı ilan edilecek.
Haine itimat edilecek, güvenilir kişi hain ilan edilecek.
Ammenin işlerinde “değersiz” adamlar söz sahibi olacak.
Hadis–i şerifin mana özeti bu.
İlk cümle aldatıcı yıllardan bahsediyor.
Aldatma,
Kandırma,
Hile.
Hilekarlık.
Mesela;
Fazla gerilere gitmeden, son on yılın olaylarını ve o olayların öznesi olarak önümüze konan kişileri düşünün.
Arı–duru bir zihinle düşünün ama.
Hadis–i şerifte dikkat çekilen aldatıcıların bizi aldatmak için başvurdukları hilelerden korunarak düşün.
Bu tedbiri alırsanız, ancak, işte o zaman dünyamıza büyük bir aldatmacanın hakim olduğunu anlamakta zorluk çekmeyeceksiniz.
Aldatılıyoruz,
Kandırılıyoruz.
En fazla da iman–küfür bağlamında kandırılıyoruz.
Her işin esasını imanımız oluşturduğu için, imanî konulardaki aldatmanın yanında, diğer aldatmaların pek fazla bir önemi yok hani.
En büyük “hüdda’/aldatıcı” Deccal olduğuna göre, Deccalizm’in ne noktaya vardığını anlamak zor olmasa gerek.
Deccal, iman–küfür noktasında kandıracak.
Yani Deccal, din davasını güdecek, ama muhataplarını dinden/İslam’dan koparacak.
Düşünsenize,
On dört asırlık iman–küfür hassasiyeti son on yılda ya tamamen kayboldu, ya da birden değişiverdi.
En azından hassasiyeti kayboldu.
On dört asırdır haram olduğu hususunda farklı tek düşüncenin oluşmadığı fikirler ve fiiller birden helal oluverdi.
Bundan daha önemlisi, on dört asırdır iman belli, küfür de belli iken, birden yeni fetvalar yeşermeye başladı.
Küfür iman oluverdi.
Bundan daha büyük aldatma olur mu?
Hadis–i şerifin bir başka yönü ise tamamen “siyasi” bir içerikte olmasıdır.
“Yıllarca siyasetten ve şeytandan Allah’a sığınanlar(!)” yetiştirdikleri kadrolarla milletin evlatlarını Allah’tan alıp “Baba–oğul–Kutsal Ruh” troykasına teslim ediyorlar.
Bundan da daha büyük aldatma olur mu?
Daha başka neler var Hadis–i şerifte?
“Haine itimat edilecek, güvenilecek.”
Adam baştan sona hain, ihanet içinde.
Dinî değerlere,
Millî değerlere,
Ülkenin yer altı–yerüstü kaynaklarına.
Her şeye ihanet ediyor.
Ama hala emin–güvenilir ilan ediliyor.
Bütün bu değerlere her ne pahasına olursa olsun sahip çıkan, çıkmaya çalışana da “sen hainsin” deniliyor.
Denilmiyor mu?
Aldatma, aynı zamanda yalan konuşmaktır.
Önümüze gerçek diye konanların neredeyse tamamı yalan.
Yalan, baştan sona yalan.
Yalan vallahi yalan.
Ve toplumun meselelerinde, ammeyi ilgilendiren meselelerde söz sahibi olanlara bir bakın.
“Ruveybida” diyor Hazret–i Resûlüllah bu tipleri tanımlarken.
Hiçbir derinliği olmayan kişilere emanet etmişiz halimizi, istikbalimizi.
Evlad–ü iyalimizi.
Değerlerimizi.
Sonumuzu Allah hayretsin der geçeriz.
Eder mi peki?
Etmez.
Dua; kul üzerine düşeni yaptıktan sonradır.
Üzerine düşeni yapmayanın, gücünün yettiğini yerine getirmeyenin duasını Allah kabul eder mi?
Bütün insanlığın yalana teslim olduğu bu dünyada işimiz ne kadar da zor.
Buna bir de “ihanet” eklenince işin vahameti daha artıyor.
Çok basit şeylere imanını satmaktan daha büyük ihanet mi olur?
Yıllardır savuna geldiği düşüncelerden vazgeçmek.
“Değişmek” bir kalbe girmeyedursun, mikrop gibi her yanı kuşatır.
İmanî kangren bu olsa gerektir.
Hiçbir şeyi hissetmez olur artık insan.
Asıl bitkisellik de budur.
İmanî yönü bitkisel hayattadır artık bu gibilerin.

Müslim KARABACAK

Reklamlar