İnsan, kemal için en değerli kabiliyet ve cevherlere sahiptir. İnsan bu cevherler ile sıfır noktadan başlayarak ve tekâmül ederek kemale doğru gidip mükemmelleşebilir. Bu yolculuğa başlamak ve hedefe doğru hareket etmek programsız olmaz. Bu yolda kemale doğru giderek insanı kâmil olabilmek için insanın bu doğrultudaki emirleri öğrenmesi ve amel etmesi gerekir.
Peygamberler mektebine göre insan çift boyutlu bir varlıktır. Bu iki boyuttan bir tanesi tabiat âlemine bağımlı ve âşıktır diğeri ise mana âlemine bağımlı ve âşıktır. İnsan akıl ve melekût boyutuna dikkat eder ve ulvi derecelere doğru hareket ederse, kemal noktalarına ulaşmış olur. Ama ihtiyarını nefs tarafında kullanır ve tabiata yönelik yaşarsa aşağılık noktalarına düşer ve böylelikle hayvanileşmiş olur.
İslam inancına göre insan bu dünyada yolcudur. Yolcu olan bu insan nasıl yaşarsa yaşasın dönüşü ve varışı Allah’a olacaktır. Yalnız Allah’a giden insan ikiye ayrılmaktadır. Bazıları Allah’ın rahmet sıfatına doğru gider ve diğer bazıları da Allah’ın gazap ve kahhar sıfatlarına doğru giderler. Yolcu olan insanın son noktada ikiye ayrılması, bu dünyadaki yaşam biçiminden ve farklılıklarından kaynaklanmaktadır. Akıllarını nefislerine hâkim kılanlar ile nefislerini akıllarına hâkim kılanlar bu dünyanın koşullarından dolayı bu dünyada iç içe yaşasalar da, öldükten sonra bunların yaşam alanları birbirlerinden ayrılacaktır. Bazıları Allah’ın gazabı diğer bazıları ise Allah’ın rahmeti ile birleşeceklerdir.
Tevhid ve Allah’ı tanıma ilminden sonra en değerli ilimlerden bir tanesi ahlak ilmi, nefis tezkiyesi ve nefis terbiyesini içeren ilimlerdir. Zira her ilmin değeri o ilmin konusunda yatmaktadır. Ahlak, nefis terbiyesi ve cihadı-ı ekber ilminin konusu “hareket halinde olan insanın mutlak kemale doğru olan yolculuğudur.” Bu ilmin netice ve semeresi ise, insanın ruhunu şeytani ve rezil sıfatlardan arındırarak, ruhu ilahi nurları almaya müsait kılarak kâmil olmaktır. Çünkü ayetler ve rivayetlere göre, nefis tezkiyesi ve terbiyesi peygamberlerin bisat amaçlarından birisi olarak anlatılmıştır.
Her insanın bu dünyada bir takım amaçları vardır. Müslüman bir insan dünya yaşamında tüm yaptıklarında Allah’ın rızasını gözetmeli ve onun rızası doğrultusunda hareket ederek, ilahi rızayı kazanmalıdır. Bu ise ancak ruh eğitimi ile gerçekleşir. İnsanın bu önemli amacı başarabilmesi, onun model seçmesine bağlıdır. Dünya hayatında modelsiz bir insan yoktur. İnsan her yaş aşamasında kendisine model edinir ve o modele benzemeye çalışır. Bazıları bir futbolcuyu, film aktörünü, sanatçıyı, yazarı veya bir siyasi lideri kendilerine model edinirler. Ama Müslüman birisi için Allah-u Teâlâ peygamberleri, Ehl-i Beyt imamlarını ve evliyaları model olarak tayin etmiştir. Müslümanların bu ilahi nurları kendilerine model edinmeleri gerekir.
Gerçek modellerin yaşam felsefelerinde ben yoktur. Dolayısıyla halkı kendilerine davet etmezler. Model olan insanlar akıllarını yaşam şekillerine komutan ederler ve aklın doğrultusunda hareket ederler. Model olan insanlar kendi değerlerini ve kendilerindeki cevherlerin değerlerini bilirler ve onları harap etmezler. Onlar Allah’ın farzlarına önem verirler, helale ve harama çok dikkat ederler. Onlar ilim silahını kuşanırlar ve ilim elbisesini giyinerek kendilerini ziynetlendirirler. Model insanlar hayatlarının her alanında, gençlikte ve yaşlılıkta daima çalışırlar, çalışırken engellere karşı direnirler ve yaptıkları işlere etraflıca dikkat ederler. Onların yaşam felsefesinin merkezinde ihlâs olduğu için bu kavramın dışında hareket etmezler. Onlar yapmak istedikleri her şeyi önce Kur’an’a sunarlar, Kur’an ile bağdaşıyorsa onu yaparlar aksi halde ondan vazgeçerler. Hiçbir zaman ve hiçbir halde adaleti bırakmazlar, özgürce adalet ilkesine göre yaşarlar. Yaşadıkları camialarda vahdet ve birlik olgusu olurlar ve ihtilafa karşı mücadele ederler. Onlar her açıdan geri kalmışlığa, fakirliğe, cehalete karşı mücadele eder ve bu uğurda yılmazlar. Model insanlar kabileciliğe, ırkçılığa, dil, servet ve makam imtiyazına karşı olurlar, üstünlük ölçüsünün takva olma şuurunu insanlara kazandırmak için çaba sarf ederler… Bu ve benzeri ilkelere göre yaşayan insanlar Model insanlardır. Bu kıstaslara sahip olanları kendisine model edinen insanlar bu kavramlara göre yaşadıktan bir zaman sonra başkalarına model olurlar. Dolayısıyla insan önce model seçmeli ve sonra seçtiği modelin yaşam metotlarını öğrenmeli ve ardından da bu metotlara amel etmelidir. Bu aşamaları geride bırakan birisi bir zaman sonra başkalarına model olur. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki kusursuz ve kâmil olan modeller Allah’ın resulleri, Hz. Fahri Kâinat Efendimiz, Hz. Fâtıma (s.a) ve Ehl-i Beyt imamlarıdır. Âlemde bu zümrenin asla alternatifi yoktur ama bunların dışında kalanların alternatifleri muhakkak vardır. Model bir Müslüman olma ümidi ile…

Mehdi AKSU

Reklamlar