Harun KayacıDün Hasan Nasrallah’ın halka hitaben yaptığı konuşmanın videosunu izledim. Coşkulu bir kalabalık Hasan Nasrallah ile birlikte Resulullah’a yemin ediyordu. Ehl–i Beyt’in tasarruf ettiği bu topluluğa bakıp duygulanmamak mümkün değil. Sünni ekol tarafından Hıristiyan ve Yahudi’den beter olarak nitelendirilen, kâfir sınıfına sokulan Şii ekolünden Nasrallah’ın, kalabalıkla birlikte ettiği Resulullah’a sadakat yemine bakalım:
Ey Allah’ın Resulü,
Canım ve kanım sana fedadır,
Babam ve annem sana fedadır,
Oğlum ve kızım sana fedadır,
Bütün malım sana fedadır,
Rabbimin bana bahşettiği her şey sana fedadır,
Kanlarımız, canlarımız, evlatlarımız, hayatlarımız ucuzdur.
Allah Resulü’nün yüceliği önünde,
Allah Resulü’nün namusu önünde,
Allah Resulü’nün şerefi önünde.
Söylediklerimize Allah şahit olsun,
Şehitlerimizin kanları şahit olsun,
Yaralılarımızın yaraları şahit olsun,
Yıkılmış evlerimiz şahit olsun,
Damarlarımızdaki kan tükenmedikçe, susmayacağız!
Peygamberimize ihanet karşısında yüksek bir sesle haykıracağız:
Emrine amadeyiz Allah’ın Resulü!
Her cümlesi Ehl–i Beyt kokan bu konuşma adeta Al–i İmran Suresi 186. ayet düşünülerek edilmiş bir yemindir. Bu yemini eden topluluğun Müslüman olmadığını söylemek mümkün mü? Hizbullah, vatanı Lübnan’da da, Suriye’de de Haçlı ittifakına karşı aynı duruşu sergilemektedir. Oysa Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, bu yemini eden Hizbullah için Hizbüşşeytan demiş. Ne diyelim mümin aynadır, kim aynaya bakarsa kendisini görür. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ aynı zamanda Türk hükümetinin de görüşünü yansıtmıştır. Suriye çatışmasına baktığımızda Türkiye, Esad’a karşı haçlı ittifakının yanında yer almaktadır. Suriye, İran gibi Ortadoğu coğrafyasında nihai hedef olan ülkelerin hamisi ise Türkiye olması gerekirken Rusya bu rolü bizim yerimize üstlenmektedir.
Sünni ve Şii ekollerine göz atacak olursak yukarıdaki yeminden de anlayacağımız gibi her iki ekol de aynı Allah’a ibadet ediyor, aynı peygambere biat ediyor, aynı kıbleye doğru namaz kılıyor, aynı dualarla Allah’a yalvarıyor, aynı kutsal kitap yani Kuran’a inanıyor. O zaman Şii ekolü, Sünni ekolden ayıran farklılaştıran nedir?
Ortadoğu kargaşasın da Sünni ile Şii’yi birbirine karşı cepheleştiren ve genelde Sünni’yi, özelde de Türkiye’yi Haçlı–kâfir tarafına savuran farklılık nedir?
Elcevap : Ehl–i Beyt sevgisi.
Sünni ekol, eğer aslında kendisinin de bildiği bu doğruya ulaşmak istiyorsa önce kendi muhasebesini yaparak bu sorulara vicdanında bu cevabı verebilmelidir. Aksi halde Resulullah (SAV) hadisi gereğince kaybedenler safında yer almaktan kurtulamayacaktır.
“Ahir zamanda ümmetim için en fazla endişe ettiğim Deccal fitnesidir. – Ümmetim bölük bölük Hıristiyan olacak. – Okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacak ama kendini Müslüman zannedecek. – Mescitler insan dolacak. 1 mescitte 1000 insan olacak 1 mümin olmayacak. “
Ehl–i Beyt, Allah’ın kıyamete kadar garanti almış olduğu İslam Dininin yeryüzündeki teminatıdır. Onlara uyan, Onların ruhaniyetinden istifade eden hangi zamanda olursa olsun dinini en kâmil manada yaşar.
Sözümü ufak bir şiirle bitiriyorum;
Yakınma boşuna sen Ehl–i Beyt’e uymadıkça,
Hz. Peygamber etmez sana nazar,
Bilmiyor musun her daim diri ve capcanlıdır onlar kıyamete kadar,
Sen Ehl–i Beyt’in boyası ile boyandıktan sonra,
Ebu Cehil kıtalar dolaşsa ne yazar?Yeni Mesaj-Harun Kayacı
Reklamlar