yeni141fs14Hepimizin bildiği gibi yurdumuzun her yerinde Yeni Mesaj gazetesinin düzenlediği, BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın onur konuğu olarak katıldığı “Milli Kahramanlarımızı Anma” programlarında Sayın Baş’ın sayesinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yıllarca bize dinsiz olarak tanıtıldığını ve aksine biraz araştırıldığında Atatürk’ün özellikle annesi Molla Zübeyde Hanım’ın etkisiyle dindar bir kişiliğe sahip olduğunu öğrenmiş olduk.

Daha önceki yazımda Atatürk’ün Ramazan ayında yaptığı ibadetlere yer vermiştim. Bu yazımda Türkiye’de sayılı kişilerin dile getirebildiği Atatürk’ün İslam dinine ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (s.a.a.) bağlılığından bahsedeceğim…
Mustafa Kemal hiç şüphe yok ki özellikle annesinin etkisiyle çocukluk yıllarında din eğitimini aksatmamış, yüksek algılayışı ve öğrenme gücü sayesinde kısa sürede neredeyse tüm duaları ezbere okuyacak hale gelmiştir.
Atatürk, yıllar sonra C. H. Sherrıll’in kendisiyle yaptığı röportajda, çok küçükken bir ay boyunca Sıbyan Mektebi’ndeki din hocasının eve gelip ona annesinin arzu ettiği Kur’an eğitimini verdiğini söylemiştir. Dini konulardaki bilgisi arttıkça daha çok ilgi çekmeye ve sevilmeye başlamıştır. Bu durumu fark eden Mustafa, her fırsatta çevresindekilere dini bilgilerini göstermenin yollarını aramıştır. Örneğin o günlerde zaman zaman evine çağırdığı hocalara mevlit okumuştur.
Bu arada Kur’an okumayı öğrenmiş ve namaz kılmaya başlamıştır. Ali Fuat Cebesoy, harp okulu yıllarına ait hatıralarında namaz konusuna şöyle değinmiştir: “… Bir gün öğle namazından çıkarken Mustafa Kemal elimden tuttu, yanımızdan geçmekte olan Ali Fethi’ye ‘Sana söz etmiş olduğum arkadaşım, Salacaklı Ali’ diye tanıttı…”
Mustafa Kemal’in öğrencilik yıllarında, özellikle Ramazan aylarında bazı yakın arkadaşlarıyla birlikte Selanik’te Kasımiye Camii’nde teravih namazlarını kıldığı anlaşılmaktadır. Bir keresinde Ramazan ayı okulların tatil olduğu zamana rastlamıştır. Bütün öğrenciler Selanik’te toplanmışlardır. Harp okulu öğrencisi Mustafa Kemal, candan arkadaşları eczacılık okulu öğrencisi Ahmet Numan ve mühendislik okulu öğrencisi Asaf ile birlikte Ramazan ayı boyunca hemen her gece Mithat Paşa Caddesi’nden Kasımiye Camii’ne kadar olan yolda gezmişler ve namaz vaktini beklemişlerdir.
Kasımiye Camii’nde teravih namazı büyük bir muhabbet içinde kılınırdı. O yıl üç arkadaş teravih namazlarını bu camide kılmışlardır.
Atatürk Edirne’de Fırka Kumandanı olarak görev yaptığı sırada cuma namazlarını Selimiye Camii’nde kılmıştır. Burada yine bir cuma namazında tanıştığı hafızla arasında şöyle bir konuşma geçmiştir:
“Oğlum, terbiye görmüş güzel bir sesin var. Okuduğun ezanı çok beğendim ve duygulandım. Seni tebrik ederim. Oğlum, Edirne’de kaldığımız süre içinde ben cuma namazına hangi camiye gidersem, sen de o camiye gelecek iç ezanı okuyacaksın.”
Şimdi o hafıza kulak verelim :
“Hafta içinde yaveri Ali Rıza Bey, beni arayarak Mustafa Kemal’in cuma namazı için Selimiye Camii’ne gideceğini benim de orada hazır bulunmamı, Kur’an ve ezan okumamı, ayrıca durumun cami görevlilerine de bildirildiğini söyledi. Namaz çıkışı yine maiyeti ile beni bekleyen Mustafa Kemal’e selam verdim, elini öptüm. Bana, ‘Oğlum! Bugün yine bizi yaktın. Gelecek haftaya hangi camiye gidersem sen de oraya geleceksin’ dedi.”
Mustafa Kemal, Birinci Dünya Savaşı yıllarına ait anılarında namaz kıldığını bizzat ifade etmiştir:
“Bir gün namazdan evveldi. Bir sabah Başkumandan Vekili Enver Paşa, İzzet Paşa, Vehip Paşa ve Balkan Muharebesini idare etmiş büyük kumandanlarla namaz vaktini bekliyorduk. Namazdan sonra Naci Paşa, zatı şahanenin özel salonunda beni görmek istediğini bildirdi…”
Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı yıllarında da namaz kılmıştır. Örneğin, 24 Mart 1922 Cuma gününe ait notlarında, “Cuma namazında Hafız, Ulu Camii’nde mevlit okudu” ifadesini kullanmıştır.
Mustafa Kemal, 13 Haziran 1919 günü cuma namazını Amasyalılarla birlikte Sultan Beyazid Camii’nde kılmıştır. Müftü Tevfik Efendi, Mustafa Kemal Paşa’nın kendisinden önce camiye girmesi için ona yol göstermiştir. Yine Mustafa Kemal TBMM’nin açıldığı 23 Nisan 1920’de Ankara Hacı Bayram Camii’nde öğle ve cuma namazlarını kılmış, 7 Şubat 1923’te de Balıkesir Paşa Camii’nde minbere çıkıp, “Allah birdir, şanı büyüktür. Hz. Muhammed (s.a.a.) O’nun kulu ve elçisidir” diye söze başlayarak hutbe vermiş ve cemaatle birlikte namaz kılmıştır. (Sinan Meydan, Atatürk ile Allah Arasında, s. 77-80).
Görüldüğü üzere Mustafa Kemal Atatürk yıllardır milletimize tanıtıldığı gibi dinsiz birisi değil aksine dinine bağlı Müslüman bir Türk evladıdır. Biz Türk milletine düşen görev Atatürk’ü bize anlatıp milletimizin büyük bir yanlıştan dönmesine vesile olan Prof. Dr. Haydar Baş’a sahip çıkıp Mustafa Kemal Atatürk’ü temsil eden Bağımsız Türkiye Partisi’ni iktidara taşımaktır…Furkan Talay-Yeni Mesaj
Reklamlar