Archive for Ocak 2014

Ehl-i Beyt’in hakikati Prof. Baş’la öğrenilecek

 yeni141fs

Ehl-i Beyt’in hakikati Prof. Baş’la öğrenilecekEhl-i Beyt konusunda yaptığı çalışmalardan ötürü Prof. Dr. Haydar Baş’a teşekkür eden Ayetullah El Uzma Seyyid Muhammed Sait El Hekim, “Gizli kalmış Ehl-i Beyt hakikatini Prof. Dr. Haydar Baş’ın vesilesiyle herkes öğrenecek” dedi 

ORHAN DEDE/NECEF

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş 103 kişilik bir kurmay kadrosuyla Irak’ın en saygın ulema ailelerinden olan El Hekim ailesinin daveti üzerinde Irak’ın Necef kentinde bulunan İmam Ali’nin türbesini ziyaret etti ve çeşitli görüşmelerde bulundu. Biz de Yeni Mesaj gazetesi olarak bu ziyareti an be an takip ettik. 21 Ocak Salı günü gerçekleşen Necef ziyaretinden önce Prof. Dr. Haydar Baş Elazığ’a uğrayarak Hacı Ömer Hüdai Baba Hazretlerinin türbesini ziyaret etti. Daha sonra Elazığ’dan uçakla Necef’e geçen Prof. Dr. Haydar Baş ve beraberindeki heyet, Necef’e varır varmaz, hiç vakit kaybetmeden İmam Ali’nin türbesini ziyaret etti. Ziyaret sırasında türbedarlardan türbe hakkında bilgi alan Prof. Dr. Haydar Baş, İmam Ali’nin türbesini gözyaşlarıyla ziyaret etti. 

Muhabbetullah sofrası

Bol bol dua ve salâvatlarla gerçekleşen ziyaretten sonra duygularını sorduğumuz Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: “Bu sofralar, feyiz ve bereket sofralarıdır, muhabbetullah sofralarıdır. Tabii nasibi olan olduğu kadarıyla bunlardan istifade eder. Arkadaşları dinlediğimde ‘Sanki Arafat’ta, Hac’da gibiydim’ diyorlar. Bu havayı teneffüs edebilmek zaten başlı başına bir olay. Her anı bir Beytullah olan, her anı bir Arafat olan bir mekânda duygularını nasıl anlatabilirsin ki? Bu sadece yaşanır. Mevlana’ya aşk nedir diye soruyorlar. Ben ol da bilesin’ diyor. Burası işte böyle bir yer. Allah şefaatinden mahrum etmesin. Himmet ve tasarrufuyla hem dünyamızı hem de bütün İslam âlemini bir ve beraber, kardeş olmayı Allah bize nasip etsin.” 

Bize gönüllerini açtılar

İmam Ali’nin türbesini ziyaretten sonra türbenin misafirhanesinde bir süre dinlenen Prof. Dr. Haydar Baş ve heyeti burada kendilerini misafir eden El Hekim ailesine ve Sistani’ye teşekkür etti. Prof. Dr. Haydar Baş’ı Necef’e davet eden ve ağırlayan El Hekim ailesini Türkiye’ye davet eden Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Biz bu kadar hizmet edemeyiz ama geri de kalmayız” dedi. BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş şunları söyledi: “Geldiğimiz andan itibaren bizi bir ana kucağı gibi karşıladılar, itibar ettiler. Bize gönüllerini açtılar. Hem gönlümüz hem de kalbimizi kazandılar. Bunun için çok teşekkür ediyorum.”  

Ehl-i Beyt’in mirası sizin elinizde

Prof. Dr. Haydar Baş ve beraberindeki heyet, İmam Ali’nin türbesini ziyaretten sonra Irak’ın en önemli dini otoriteleri arasında sayılan Ayetullah El Uzma Seyyid Muhammed Said El Hekim’i Necef’teki evinde ziyaret etti. Ziyaret sırasında İmam Ali, İmam Hasan ve İmam Hüseyin’in mücadelesi konusunda bazı açıklamalar yapan Ayetullah El Hekim, İmam Ali ve oğullarının en namüsait şartlar altında bile onurlu bir duruş sergilediklerini dile getirdi. Başarının ancak böyle onurlu bir duruşla sağlanabileceğini söyleyen Ayetullah El Uzma Seyyid Muhammed Said El Hekim, “Ehl-i Beyt’in mirası sizin elinizde. İmam Ali’nin Malik bin Eşter’e yazdığı ahidname bugün biliniyor. Sizin bu ziyaretiniz başka ziyaretlerin anahtarı olur inşallah” dedi. Prof. Dr. Haydar Baş’a Ehl-i Beyt konusunda kaleme aldığı eserlerden ve Ehl-i Beyt anlayışının anlaşılması için yaptığı çalışmalardan ötürü teşekkür eden Ayetullah Seyyid El Hekim, “Gizli kalmış bir hakikat vardı. Ehl-i Beyt hakikatini Prof. Dr. Haydar Baş’ın vesilesiyle herkes öğrenecek. Prof. Dr. Haydar Baş Ehl-i Beyt hakikatiyle halk arasına köprü olmaktadır” dedi.

Prof. Dr. Baş’ın mücadelesi eşsiz

Prof. Dr. Haydar Baş ve beraberindeki heyete verilen yemekte konuşan Seyyid Salih El Hekim ise “Hz. Ali’nin âşıklarının şehri olan Necef’e gelen Prof. Dr. Haydar Baş’a ve kadrosuna hoş geldiniz diyorum. Ehl-i Beyt’e ve Hakk’a karşı seslerin yükseldiği o zor anlarda özellikle Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu Türkiye’deki tek ve eşsiz çıkışından faydalanmak için buraya toplandık” dedi.

Dünyanın en büyük kabristanı Necef’te

Necef, Irak’ın başkenti Bağdat’ın 160 km güneyinde bulunuyor. Kuzeydoğusunda yer alan “Vadi es Selam” bölgesinde ise halk kabristanı bulunuyor. Minyatür camii biçimli, ya da daha özgün minik mescitler olarak tasarlanmış mezarlar oldukça ilginç. Vefat eden kimsenin resminin olması yanı sıra, pembe ve yeşil renkleriyle de dikkat çekici. Yedinci yüzyıldan beri defin amacıyla kullanılan alanda 5 milyondan çok mezar bulunduğu tahmin ediliyor. Hz. Ali’nin secde ederken katledildiği Büyük Kufe Camii, Necef’in 10 km kuzeydoğusunda bulunuyor. (devam edecek)

İmam Ali’nin kabri 100 yıl gizli tutuldu 

Haricilerin İmam Ali’nin mübarek naaşına zarar vermeleri ihtimali bulunduğundan İmam Ali’nin (a.s) kabri yaklaşık yüz yıl gizli tutuldu ve yeri halka söylenmedi. İmam Ali’nin (a.s) şahadetinden sonra, İmam Hasan (a.s), Ramazan ayının 21. gecesi göstermelik bir cenaze töreni düzenledi ve karanlık basınca cenazeyi yine tedbirlerle yola çıkararak Medine’ye götürmelerini emretti. Böylece halk, İmam Ali’nin (a.s) Medine’de defnedildiğini sandı. Bu süre zarfında İmam Ali’nin (a.s) evlatları, defin merasimine katılan belli bir grup ve Ehl-i Beyt’in (a.s) has taraftarlarından başka hiç kimse O’nun kabrinin yerini bilmedi. Kabrin yerini bilenler Necef’teki kabr-i şerifi gizlice ziyaret etmeye devam ettiler. İmam Cafer Sadık’ın (a.s) ömrünün son yıllarına kadar mezarın yeri gizli tutuldu. Hariciler dağılıp bu tehlike ortadan kalkınca, Cafer Sadık (a.s) Hazretleri İmam Ali’nin kabrinin yerini açıkladı ve halk kabri şerifin yerini öğrendi ve ziyaret edebildi. Yeni Mesaj

Reklamlar

Hz. Ali’nin hükmü en doğru hükümdür

yeni141fs

Hz. Ali'nin hükmü en doğru hükümdür“… Hakka eriştiren mi, yoksa götürülmeden gidemeyen mi uyulmaya daha layıktır. Ne oluyor size, nasıl hüküm ediyorsunuz?” Yüce Allah (c.c.), bu ayeti Hz. Ali’nin (a.s.) hakkında indirdi. Ondan dolayı ki, Ali’nin (a.s.) verdiği hüküm en doğru hükümdür”

“En büyük hac günü, Allah ve Resulü’nden insanlara bir ilan bildirilir. Allah ve Peygamberi müşriklerden kesinlikle uzaktır.” (Tevbe, 3).
Tefsir ve tarih âlimlerinin nakline göre, Tevbe suresinin bu ayeti indiğinde, Hz. Peygamber, Hz. Ebu Bekir’i Tevbe suresini Mekke’de bulunanlara ilan etmesi için gönderdikten sonra, Cebrail (a.s.) Peygamber’e (s.a.a.) gelerek şöyle dedi: “Rabbin Sana selam söyler ve buyurur ki: Benim yerime ancak Sen veya Senden olan biri eda edebilir!” Bunu duyan Peygamber (s.a.a.) hemen Mü’minlerin Emiri Ali’yi Hz. Ebu Bekir’in arkasından gönderip, sureyi ondan almasını ve onu müşriklere İmam Ali’nin okumasını buyurdu. İmam Ali yolda Hz. Ebu Bekir’e yetişip, ayetleri onun elinden aldı. Mekke’ye ulaştığında, İmam Ali sureyi hazır olanlara bildirdi. Bu olaydan sonra Hz. Peygamber şöyle buyurdu: “Benim yerime ancak ben veya Ali eda edebilir.”
Meşhur Sünni tefsir, tarih ve hadis âlimleri bu ayetin tefsirinde yukarıda aktarılan bu olayı ittifak ile kaydediyorlar. Onlardan bazıları şunlardır: “Sahih Buhari, c. 5, s. 37; Taberi, Camiu’l-Beyan fi Tefsiru’l-Kur’an, c. 1, s. 46; Tefsiru’l-Menar, c. 10, s. 157; Tefsiru’l-Kur’anu’l-Kerim, Şeyh Şeltut, s. 608; Tefsiru’l-Tehrir ve’l-Tenvir, c. 10, s. 100; Tefsiru’l-Kasımi, c. 8, s. 3069; Durr’ul-Mensur, bu ayetin tefsirinde; Nizamu’l-Dur, c. 8, s. 364-365; Tefsiru’l-Kur’ani’l li’l-Kur’an, c. 5, s. 698; Menakıb, Harezmi s. 24 ve 223; Menakıb, İbn-i Meğazili, s. 112; Feraidu’s-Semteyn, s. 58; Sevaiku’l-Muhrika, s. 75, 93; Mizanu’l-İ’tidal, Zehebi, c. 1, s. 205; eI-İstiab, c. 3, s. 35; Kifayetu’l-Talib, s. 242; Fezail Ali b. Ebi Tâlib, İbn-i Hanbel, c. 1, s. 43; Hasaisu’l-Emiri’l-Müminin, Nesai, s. 20; Menakıb, Ayni, s. 18 ve 198.”
“… Hakka eriştiren mi, yoksa götürülmeden gidemeyen mi uyulmaya daha layıktır. Ne oluyor size, nasıl hüküm ediyorsunuz?” (Yunus, 35).
Hakim Haskani’nin nakline göre İbn-i Abbas bu ayetin tefsirinde şöyle demiştir: “Kendi aralarında tartışan kavimler, bu münakaşayı Hz. Peygambere götürdüler ve Hz. Peygamber bazı sahabilerine emrederek onların aralarında hüküm vermelerini istedi. Verdikleri hükümden razı olmadılar. Daha sonra İmam Ali’nin hüküm vermesini istedi. Onların arasında hüküm verdi ve onlar onun verdiği hükümden razı oldular. Bunun üzerine bazı münafıklar onlara şöyle dedi: ‘Falan kişi size hükmetti fakat razı olmadınız. Fakat Ali size bir hüküm verdi ve onun hükmüne razı oldunuz vay halinize!’ Bunun mukabilinde yüce Allah Ali’nin (a.s.) hakkında bu ayeti indirdi. Ondan dolayı ki, Ali’nin (a.s.) verdiği hüküm en doğru hükümdür.” (Şevahidu’l-Tenzil, c. 1, s. 265).YeniMesaj