Archive for Mayıs 2014

Hased hayırları yer bitirir

Uğur Kepekçiyeni141fs

Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.a.) buyurdular ki: Hased (çekememezlik) hayırları yer bitirir, tıpkı ateşin odunu yiyip tükettiği gibi. Sadaka hataları söndürür, tıpkı suyun ateşi söndürmesi gibi. Namaz, müminin nurudur. Oruç ateşe karşı perdedir.” (Kütüb-i Sitte/7253).
Hased kelime manası olarak kıskanmak, çekememek. Allah’ın (c.c.) bir kimseye ihsan ettiği nimetin, onun elinden çıkmasını istemektir.
Kur’ân-ı Kerîm’de hased hakkında şöyle buyrulmuştur: “Hased ettiği zaman hasedcinin şerrinden karanlığı yırtan nûrun Rabbine sığınırım” (Felâk, 5).
“Mü’min gıpta; münafık hased eder” sözü haseddeki ölçünün sınırlarını gayet güzel tarif eder. Karşıdaki kişilerin elinde var olan ilim gibi, cömertlik gibi güzel hasletlerin kendi elinde de olmasını istemeğe, özenmeye gıpta denilmiş. Ve buna müsaade edilmiştir. Aşağıdaki hadisi şerif buna delil teşkil eder.
“İki kişiye karşı hased caizdir: Birincisi o kimsedir ki, Allah kendisine Kur’ân-ı Kerim’i nasip etmiştir, o da onu, gece ve gündüz boyu ikame eder. İkincisi de o kimsedir ki, Allah Teâlâ ona mal vermiştir de o da gece ve gündüz (hak yolda) infak eder.” (Kütüb-i Sitte/1635).
Hased ile gıptanın birbirinden gayet iyi bir şekilde ayırt edilmesi lazımdır. Hasedin temelinde kötü niyet vardır, Allah’ın (c.c.) takdirine itiraz vardır. Başkasının elinde olana göz dikmek vardır. Hased aynı zamanda kâfirlerin özellikleri arasında sayılmıştır.
“Size bir iyilik dokunsa, bu onları tasalandırır, size bir kötülük dokunsa, ondan ötürü sevinirler.” (Âl-i İmran, 120).
Hz. Zübeyr (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.a.) buyurdular ki: Size ümem-i kadime hastalığı sirayet etti. Bu, hased ve buğzdur. Bu kazıyıcıdır. Bilesiniz; kazıyıcı derken saçı kazır demiyorum. O dini kazıyıcıdır. Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl’e yemin ederim, sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Birbirinizi sevmeye yardımcı olacak şeyi haber vereyim mi: Aranızda selâmı yaygınlaştırın.” (Kütüb-i Sitte/1637).
Ehl-i kitabın içlerindeki hasedlerin kendilerini nasıl bir yola sürüklediği de şöyle zikredilmiştir: “Kitap sahiplerinin çoğu, gerçek kendilerine belli olduktan sonra sırf içlerindeki hasetten ötürü sizi imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler.” (Bakara, 2/109). Dikkat edilirse ehl-i kitabın bilgisizlikten değil de hasetlerinden dolayı küfürde oldukları ve bizi kendi dinlerine döndürmek isteklerinin de temelinde hasedin olduğu ayet-i kerime ile haber verilmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır bunu açık bir şekilde tefsirinde ifade etmiştir:
“Siz başkalarının, o kitap ehlinin sözlerine kulak asmayın. O Kitap ehlinin birçoğu cân u gönülden isterler ki, sizleri imana girmenizden sonra, geri çevirip hepinizi kâfir yapsınlar, küfre sürükleyip, irtidat ettirsinler… Bunu yapabilseler çok memnun olurlar. Onlar sizin dinden dönüşünüzü, imandan önceki devirlere dönmenizi ve gericiliğinizi arzu ederler. Bunun için her hileye başvururlar. Bu da iyilikseverliklerinden, dindarlıklarından değil, sırf nefislerinden, nefsaniyetlerinden kaynaklanan hasetten, kıskançlıktan hak ve hakikat kendilerine iyice belli olduktan, İslâm dininin hak din olduğuna her yönüyle, hatta ellerindeki kitap uyarınca bile vâkıf olduktan sonra, yine de kıskançlıklarından dolayı sizi imanınızdan caydırmaya çalışırlar.”
“Kıskançlık, çekememezlik, dünya hırsı ile haksız istekler, aşırı sevdalar yüzündendir. Demek ki sadece ilim insanların düzelmesi için yeterli değildir. Nefs-i emmârenin öyle kötü hisleri vardır ki insanları bildiklerinin tersine açık açık fenalıklara sürükler, onun için insanlığın ahlâkının düzeltilmesi konusunda ilimden başka hislerin süslenmesi, geliştirilmesi için pratik bir terbiye daha lazımdır. Dinî terbiyenin bu özelliği ile de özel bir önemi var.”
Bu konuda Prof. Dr. Haydar Baş Bey’in “Makalat” adlı eserinden bir tesbiti ile bitirelim:
“İnancınızı paylaşanlar, çeşitli meşrep ve mezheplerden olabilirler. Onlara gönlünüzü açın, onlarla kardeş olun. Bu mukaddes inancınızın gereğidir. Sizin mezhep ve meşrebinizden değildir diye kardeşlerinize karşı tavır almanız, hor bakmanız, onları hiçe saymanız yanlıştır.
İyi bilin ki; taassup ve hased, yaptığınız güzel işleri yakan bir ateştir. Bu ateşe düşmeyin. Eğer hizmet, sizin mezhep ve meşrebinizden olmayan kardeşlerinize mukadderse, sizin onları çekememeniz mutlak kadere isyandır. Haset, büyük bir hastalıktır. Kabil, bu hastalıktan dolayı kardeşi Habil’i öldürdü. Sonra, nice kavimler de bu hastalıktan helak oldular.” (Makalat/ s.300).Ugur Kepekçi-Yeni Mesaj

Kâbe’de yağmur sevinci

yeni141fs

Kâbe'de yağmur sevinciUmre ziyareti için Suudi Arabistan’ın Mekke şehrinde bulunan ve Kabe’de yatsı namazını kılan Müslümanlar, aniden bastıran yağmura hazırlıksız yakalandı. 

Yatsı namazından sonra başlayan yağmur, gece yarısına kadar devam etti. Umre ibadeti için Mekke’de bulunan müslümanlar yağan yağmurla birlikte Mescid-i Haram’a akın ederek Kabe’yi yağmur altında tavaf etti. Yılda en fazla 4-5 kez yağış alan Mekke’de ziyaretçilerin yağmurun yağmasıyla büyük bir sevinç yaşadığı görüldü. Yağmurla birlikte Müslümanlar ”Hicr-i İsmail”e girerek ”Altınoluk”tan akan yağmur sularının altında namazlarını kılmak için adeta birbirleriyle yarıştı. Aralıksız devam eden yağmurun zaman zaman şiddetlenmesiyle Müslümanlar coşkulu bir biçimde yüksek sesle tekbirler getirerek tavaf etti. Tavaf sırasında gözyaşlarını tutamayanlar, tavaf namazlarını da yağmurun altında kılarak el açıp ”Dua” etti. HABER MERKEZİ