yeni141fsKıyametin kopması hak olduğuna göre, biz inananlar ahirete hazırlık yapmak, her an Allah’ın bizi gördüğü inancıyla yaşamak zorundayız. Cenab-ı Hakk’ın Kur’an-ı Kerim’de bildirdiğine göre; “Şüphesiz ölüleri ancak Biz diriltiriz. Onların yaptıkları her işi, bıraktıkları her izi yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz) sayıp yazmışızdır.” (Yâsin: 36/12).
“Küçük-büyük her şey, satır satır yazılıdır.” (Kamer: 54/53).
Her şahsın yanında bulunan kayıt melekleri (Kiramen Kâtibin) amel, yani hesap defterine, yaptığı her işi kaydetmektedirler. O kayıt melekleri için Cenab-ı Hakk, “O muhafızlar değerli, şerefli kâtiplerdir” (İnfitar: 82/11) buyuruyor.
O şerefli kâtiplerin (Kiramen Kâtibin) kaydettikleri ahirette insana bildirilir:
“O gün insana, ileri götürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir.” (Kıyâme: 75/13).
Ehl-i Sünnet ulemasının itikadına ve Ehl-i Beyt ekolüne göre; Mizan haktır. Allah-u Teâlâ’nın terazisi vardır. Bununla kıyamet günü, iyilikleri kötülükleri tartacaktır.
Ahmed b. Hanbel ve Bezzâr’ın İbn Abbâs’dan (radiyallahu anh) şöyle bir rivâyetleri bulunmaktadır: “İman; Cennet’e, Cehennem’e, hesaba, Mizan’a ve iyisiyle kötüsüyle kadere iman etmendir.” (İmam Ahmed’in Müsned’inde, I, 318-9; IV, 129).
Peygamber Efendimiz Mizan için, “Terazi, Rahman ve Rahîm olan Allah Teâlâ’nın yed-i kudretindedir. Bazı kavimleri yükseltir, diğer bazı kavimleri de alçaltır” buyurdu. (Ömer Nasuhi Bilmen, 500 Hadis Tercüme ve İzahı; Camiu’s-Sagir, Darikutni).
Cenab-ı Hakk Kur’an-ı Kerim’de Mizan için şöyle buyuruyor:
“Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak biz (herkese) yeteriz.” (Enbiya: 21/47).
“O gün kimin ameli ağır gelirse işte o, hoşnut edici bir yaşayış içinde olur. Ameli hafif olana gelince, işte onun anası (yeri, yurdu) ‘Hâviye/kızgın ateş’dir.” (Kâria: 101/6-9).
Amelin ağır gelmesi; hayır ve iyiliklerin fazla olması dolayısıyla Allah’ın izniyle Cennet’e girmek demektir. Hafif gelmesi ise; hayır ve sevap kefesine konacak amelin azlığı veya bulunmaması demektir. Dolayısıyla Cehennem’i hak etmek demektir.
Peygamber Efendimiz dahi terazisinin ağır gelmesi için dua etmiştir.
Ümmü Seleme’den (radiyallahu anhâ) rivayetle;
“Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle dua etti: “Allah’ım! Ayağımı kaydırma, terazimi ağır eyle! Derecemi yükselt, namazımı kabul et, hatamı bağışla! Senden Cennet’in en yüksek derecelerini dilerim. Âmin!” (Taberânî, el-Mu’cemu’l-Evsat’ta; Heysemî, Mecma X, 176).
Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu: “Müflis kimdir, bilir misiniz?”
“Bize göre müflis, parası ve malı olmayandır” dediler.
Şöyle buyurdu: “Gerçek müflis, kıyamet günü namazı, oruç ve zekâtı ile gelir. Diğer yandan, şuna hakaret etmiş, ona iftira atmış, berikinin malını yemiş, öbürünün kanını akıtmış ve falanı dövmüş olarak gelir. Yaptığı iyilik ve sevapları işte böylece ona buna dağıtılır. Borcu ödenmeden sevapları biterse, bu defa onların günahlarını kendisi yüklenecek, sonra da Cehennem’e atılacaktır.” (Müslim, birr ve’s-sıla 59, s. 1997 ve Tirmizî, 2418).

Yeni Mesaj Gazetesi

Yeliz Yücel