Prof. Dr. Haydar Baş Mirac mucizesini anlattıPeygamber efendimizin Kâbe’den mescidi aksa’ya götürülüp oradan da 7 kat göğe yükseltildiği ve yüce Allah’ın huzuruna çıkarıldığı manevi değeri oldukça büyük bir gece. Bağımsız Türkiye Partisi Lideri tüm detayları ile Mirac mucizesini yazdı.

İslam âlemi Recep ayının 27. gecesini Miraç Kandili kabul etmektedir.

Miraç, Peygamberimizin en büyük mucizelerinden biridir.

Peygamberimiz (sav) bir gece Mescid-i Haram’dan alınarak, Mescid-i Aksa’ya kadar götürülüp, oradan göklere çıkarılmış, ilahi ayetler kendisine gösterildikten sonra alındığı yere yatağının sıcaklığı soğumadan tekrar geri getirilmiştir.

Resulullah’ın Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya olan yolculuğu İsra, oradan semaya huruç edişine Miraç adı verilir.      

Kuran-ı Kerim’de bu mucize şöyle anlatılır: “Mümtaz kullarını, ayetlerimizden bazısını kendisine gösterelim diye bir gece Mescid-i Haram’dan alıp, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya kadar götüren Allah, her türlü noksanlıktan münezzehtir, eksikliklerden uzaktır. Her şeyi işiten ve gören O’dur.” (İsra, 1)

Miraca yükselmeden önce Hz. Cebrail gelerek, Resulullah’ın kalbini zemzemle yıkamış; içini hikmet ve iman nuruyla doldurmuştur.

İnşirah-ı sadr olarak bilinen bu mucize bir sefer de çocukluk yıllarında uygulanmıştı.

Cebrail, Burak’ı hazır bulundurmaktadır.

Burak Allah elçisini görünce şaha kalkar.

Hz. Cebrail, “Kendine gel ey Burak! Yemin olsun ki, haşir sabahına kadar Muhammed Mustafa kadar şerefli bir insan senin sırtına ne binmiştir, ne de binecektir” der.

Yıldırımdan hızlı bir yürüyüşle Allah Resulü, müminlerin ilk kıblegâhı olan Mescid-i Aksa’ya misafir edilir.

Fahr-i kâinatı, bu mekânda Allah’ın halili Hz. İbrahim, İsa Ruhullah, Musa Kelimullah ve insanlığın atası Adem Safiyullah efendimiz gibi pek çok peygamber karşılarlar.

Kutlu Elçi burada peygamberlere ve meleklere iki rekât namaz kıldırır.

Mescid-i Aksa’da Burak’ın görevi bitmiştir.

Bundan sonraki yürüyüş manevi bir vasıta ile olmuştur.

Peygamberimiz Cebrail ile yedi kat göğü geçmiş, bu seyir esnasında birinci kat semada Hz. Adem, ikinci kat semada Hz. İsa ve Hz. Yahya, üçüncü kat semada Hz. İdris, beşinci kat semada Hz. Harun, altıncı kat semada Hz. Musa ve yedinci kat semada Hz. İbrahim ile selamlaşmıştır.

Allah Elçisi öyle bir fezaya çıkarıldı ki, kaderleri yazan kalemlerin cızırtısı duyulmaktaydı. Ve nihayet Allah Resulü’nün önünde sitre-i münteha sahası açıldı.

Allah’tan başkasının bilmediği makamlar gösterildi.

Bu son noktadır.

Belki de bu saha, Hz. Muhammed için halk edilmiş, sadece Peygamberimiz için bir defaya mahsus olarak kullanılmıştır.

Bundan öteye Hz. Cebrail dahi geçemez.

Sidret’ül-Münteha’dan öteye yolculuk Refref ile yani muhabbetullah ile gerçekleşmiştir.

O bu seyirdeki vasıtaların zübdesidir.

Dost dostuna vasıl olurken artık yalnızdır.

Zat, sıfat ve esma tecellilerine muhataptır.

Hz. Peygamber, Miraç mucizesinin öncesinde tahammülü imkânsız çilelere maruz kalmıştı. İslam davasında yanındaki iki direği, Hz. Hatice’yi ve amcası Ebu Talib’i kaybetti.

Taif’te taşlandı.

Boykot, açlık sınırları zorluyordu.

Hz. Peygamber, Allah’ın rızası uğruna bu çilelerin hiç birinden yılmadı.

Tıpkı Miraç esnasında cennet ve cehennemi gördüğü halde onlara takılmadığı gibi…

Onun bu halini Cenab-ı Hak şöyle övmüştür: “Gözü ne şaştı, ne de haddi aştı. And olsun ki; Rabbinin ayetlerinin en büyüklerinden olanlarını gördü.” (Necm, 17-18 )

Bakara Suresi’nin son ayetleri, beş vakit namaz, Muhammed Ümmeti’nden Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayanların bağışlanacağı müjdeleri ile döndü dost meclisinden… (Prof. Dr. Haydar Baş, Rahmet’en lil Âlemin, c.1 )

Akıllara durgunluk veren, ruh ve beden bütünlüğü içinde gerçekleşen Miraç mucizesinde, “iki yay kadar yahut daha yakın oldu” (Necm, 8) şeklinde anlatılan ‘âşık’ın ‘maşuk’u ile buluşmasından sonra Hz. Peygamberimize cennet ve cehennem gösterilmiştir.

Hz. Cebrail ile birlikte cennetin kapısına varan Allah Resulü, gümüşten, inciden, yakuttan ve zümrütten olan cennet duvarlarını gördü.

Burada Resulullah, Allah’ın kendisi için yarattığı Kevser Havuzu’nu gördü.

Kevser sütten beyaz, baldan tatlı, kardan soğuk, miskten güzel kokuludur.

Cehennem de gösterildi, Allah’ın sevgilisine.

Orada azap çeşitleri gösterildi, kendisine.

İlk olarak karnı akrep ve yılanlarla dolu insanlar gördü, bunlar zekât vermeyenlerdi.

Başka bir kavmi, etleri dökülmüş kemikleri görünür bir halde buldu.

Elleri, ayakları ve dilleri kesilmiş bir haldeydiler. Cebrail, “Bunlar dünyada iken dilleriyle Müslümanlara eziyet ediyorlardı” dedi.

Bazı insanları kulaklarına eritilmiş kurşun dökülürken gördü.

Bunun etkisiyle beyinleri pişiyordu.

Bunlar çalgı dinlemeyi adet edinmiş kimselerdi.

Başka bir grup çok pis kokuyordu.

Yüzleri simsiyahtı.

Üzerlerinde ateşten elbiseleri vardı.

Cebrail, “Bunlar içki içenlerdi” buyurdu.

Bir grubun etleri ateşten bıçaklarla kesiliyor, parçalanıyor, sonra yeniden diriltiliyor ve tekrar kesiliyordu.

“Bunlar haksız yere Müslümanları öldürenlerdir” buyurdu, Hz. Cebrail.

Bu şekilde cehennemin azaplarını seyreden Resulullah dönüş yolculuğuna başladı. Müminlere en büyük hediye olan namaz ile…

Hz. Peygamber, Hz. Cebrail’e “Ya kavmim, beni tasdik etmezse” diyordu.

Endişesinde haklı çıktı.

Abdulmuttalib oğulları, İsra ve Miraç gecesinde Hz. Peygamberi yatağında bulamayınca aramaya kalktılar.

Allah Resulü, Ümmühani’nin evine dönünce başından geçenleri anlattı.

Ümmühani, “Bunu halka açma, onlar seni yalanlarlar ve üzerler” dedi.

O da Allah’a yemin olsun ki, ‘Bunu onlara anlatacağım’ diyerek, kararlılığını göstermiştir.

Allah Resulü, Kâbe’nin Hatim denilen yerine giderek, müşriklere başından geçenleri anlattı.

Deve ile en az iki ay süren bu yolculuğun yatağının sıcaklığı geçmeden gerçekleştiğine kimse inanmadı.

Allah Resulüne o anda Hz. Ebubekir inandı ve Sıddık unvanını aldı.

Etrafına toplananlar Beytü’l-Makdis ile ilgili sorular sordular ve Hz. Peygamber hepsini doğru bir şekilde cevapladı.

Yolda rastladığı bir kervandan su içmesini anlatması dahi müşrik mantığını ikna edemedi.

Miraç mucizesi, rüyada gerçekleşmiş olsaydı ne bu kadar itiraz alır, ne de kimsenin dikkatini çekerdi.

Bu öyle büyük bir mucizedir ki, Allah Resulü göğe ruh ve beden olarak yükseltilmiştir.

Miraç hadisesinin anlatıldığı İsra Suresi, müşriklere karşı son ihtar hükmündedir: “Ve onlar ki, ahirete inanmazlar, onlara elim bir azap hazırladık…”

İsra Suresi’nde beyan edilen ve insanlığın kurtuluş ve huzuru için bahsi geçen rahmani hükümler şöyleydi:

* Allah’a hiçbir şekilde şirk koşmayın,

* Akraba, yoksul ve yolda kalmışa yardım edin,

* Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin,

* Fuhuş ve zinaya yaklaşmayın,

* Haksız yere kimseyi öldürmeyin,

* Yetimlerin malına yaklaşmayın,

* Ahdinize sadık kalın,

* Ölçü ve tartıda doğruluğa dikkat edin

* Bilmediğiniz şeyin ardına düşmeyin,

* Yeryüzünde kibir ve gururla yürümeyin,

* İsraftan ve cimrilikten sakının.

Miraç, Allah’ın Peygamberine ayetlerini gösterdiği, âlemlere de ‘Benim Muhammed gibi bir kulum var’ diyerek, O’nu takdim ettiği olağanüstü bir haldir.

Allah Muhammed’i ile övünmektedir.

Ne mutlu biz Müslümanlara, Hz. Muhammed (sav) Efendimiz gibi bir peygamberin ümmetiyiz.

Allah şefaatine nail eylesin.

Prof. Dr. Haydar BAŞ / BTP Genel Başkanı