Emine Bayraktar

“İnmemiştir hele Kur’an, şunu hakkıyla bilin / Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için” diyordu milli şairimiz Mehmet Akif.

Girişimizi Akif’in Kur’an’a bakışıyla yaptık, Kur’an’la devam edelim…

Seçimler yaklaşınca iktidar cenahı eline Kur’an aldı, meydanlara çıktı. Dillerinden ve ellerinden Kur’an eksik olmayarak meydan meydan dolaşıyorlar. Muhalefeti sürekli eleştiriyorlar. İnsana sorarlar; “Kınadığınız partilere, şahıslara Kur’an’ı örnek gösteriyorsunuz da sizler Kur’an’ı örnek alarak ne yaptınız? Siz, kendiniz, Kur’an ahlakı ile ahlaklandınız mı?”

Ellerindeki Kur’an, acaba eksilen oyların telaşı yüzünden mi?

Bir elinizde Kur’an varken diğer elinizle Kur’an’ın hangi hükümlerini elinizin tersiyle ittiniz ona bakalım.

Kur’an “Zinaya yaklaşmayın, zira o pek çirkindir”(İsra/32)” derken siz zinayı serbest bırakmadınız mı?

Kur’an’da 15 ayette zinanın haram kılındığı beyan edilirken siz zinayı suç olmaktan çıkartmadınız mı?

Sizin Kur’an’dan anladığınız, Kur’an’ın emirlerinin aksini hayata geçirmek mi? Söylemlerinizin tam tersini yapmak mı?

Kur’an ahlakı bu değildir!

Domuz etini kasaplık et statüsüne koyduğunuzda elinizdeki Kur’an’da bunun aksi söylenmiyor muydu?

Kur’an apaçık bir kitaptır. Her konuda her işte bize rehber olan bir kitaptır.

“Ey Peygamber! İnanmış kadınlar sana gelip Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık yapmamaları, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleri ile ayakları arasında bir iftiraya uydurup getirmemeleri, iyi bir işte sana karşı gelmemeleri hususunda sana biat ederlerse onların biatlerini al ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.”(Müntehine/12)

Kur’an’da hırsızlıkla ilgili 6 ayet geçiyor. Özellikle bakanlara tavsiyem bakara-makara demek yerine o Kur’an’ın sayfalarını açıp ne yazdığını bakmaları gerekirdi.

Hükümetin yolsuzluk ve hırsızlık iddialarının üzerine Kur’an’ın buyruğu gereğince gitmesi gerekirdi.

Çalınanlarda tüyü bitmemiş yetimin hakkı olduğunu düşünerek, bütün hırsızlık iddialarının üzerine gitmesi gerekenler, bunu yapmayarak ellerindeki Kur’an’a ters düştüler.

Bu ülkenin, yoksullarının, yaşlılarının, çaresizlerin, yetimlerinin hakkının gasp edilmesi, Kur’an’ın hiçbir yerinde yoktur. Tam tersine dinimiz İslam, yetimin hakkının gözetilmesini emreder.

Kur’an-ı Kerim’de doğrudan ya da dolaylı olarak 21 ayetinde “yetimin hakkının gözetilmesi” emredilir.

“Doğrusu yetimlerin mallarını haksız olarak yiyenler, karınlarına ancak bir ateş yemiş olurlar. Onlar, alevli bir ateşe gireceklerdir.”

Gerçek Kur’an’ın ölçüleri böyle. Allah’ın Resulüne indirdiği “gerçek Kur’an” böyle diyor. Siyasilerin kendi menfaatleri için meydanlarda ellerine aldıkları “kitapta” ne yazıyor bilemiyoruz!

Meydanlardaki Kur’an, Allah’ın indirdiği Kur’an değildir.

Resulünün anladığı ve yaşadığı Kur’an değildir.

Ne Yüce Kur’an böyle emretmiştir, ne de Kur’an’ın canlı örneği olan Allah’ın Resulü böyle yaşamıştır.

Bunun Kur’an ahlakı olmadığı kesindir de hangi dinin ahlakı olduğuna dair yorumları size bırakıyorum.

Bir taraftan İslam’ı kullanacaksınız diğer taraftan İslam’ın içini boşaltacaksınız; kimliklerden din hanesini kaldıracaksınız, din dersi kitaplarında kelime-i tevhitten “Muhammedun Reslulullah”ı kaldıracaksınız, yolsuzluğa bulaşmış bakanlara hesap sormayacaksınız, hukuk ve adalete uymayacaksınız, kendi adaletsizliğinize adalet diyeceksiniz, evlatlarınızı hukuk dışına kaçarak aklayacaksınız, “insanların günah işleme özgürlüğü var” diyen zavallıları yanı başınızda tutacaksınız sonra da Kur’an ahlakından bahsedeceksiniz!

Kur’an’ı elinizden düşürmeyeceksiniz!

Allah’ın öyle bir “denetleme sistemi” var ki, ne yaparsanız yapın, O’nun ilahi adaletinden kaçamazsınız.

O Yüceler Yücesi, adalet sahibi olan Allah’tır.

“İnmemiştir hele Kur’an şunu hakkıyla bilin,

Üç beş siyasetçinin, siyasi rantı için!” Emine Bayraktar-Meltem Haber

Reklamlar