Prof. Dr. Haydar BaşSalât ve selam Peygamberimize (s.a.a.) ve O’nun Ehl-i Beyt’ine olsun.
Zübde–i Kur’an olan Peygamberimiz, Veda Haccı’ndan dönerken ümmetine şu ikazda bulunmuştur: “Size iki emanet bırakıyorum . Biri Allah’ın kitabı Kur’an, diğeri Ehl-i Beyt’imdir. Bunlara sarıldığınız sürece hidayettesiniz.”
Öyleyse hidayet kaynağı, Ehl-i Beyt’tir.
Ehl-i Beyt Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hakk’ın (cc) doğru, temiz ve sevilmesi şart olarak buyurduğu Peygamber ailesidir.
Bazıları, Hz. Peygamberin hanımlarının veya Haşimoğullarının Ehl-i Beyt içine girdiğini iddia etseler de, Ehl-i Beyt Hamse-i Ali Aba hadisinde Hz. Peygamberin beyan buyurduğu şekliyle; Peygamberimiz, Hz. Fatıma, Hz. Ali, Hz. hasan ve Hz. Hüseyin efendilerimizdir.
Ehl-i Beyt hakkında Kur’an-ı Kerim’de onlarca ayet bulunmaktadır.
“Kim sana gelen ilimden sonra seninle tartışmaya girişirse, de ki, ‘gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım’ ve sonra dua edelim de Allah’ın laneti yalancıların üzerine olsun.” (Al-i İmran, 61) Bu ayetin nazil olmasından sonra Hz. Peygamber Necran Hıristiyanlarıyla karşılaşmaya Hz. Fatıma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i alarak gitmiştir.
Başka kimseyi almamıştır.
Hamse–i Ali Aba hadisine ve Al-i İmran 61. ayete göre Ehl-i Beyt hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde sınırları ve adedi belli bu mübarek beş kişidir.
Ehl-i Beyt’i işaret eden diğer ayetlerden örnekler şöyledir:
“Yüce Allah ancak ve ancak siz Ehl-i Beyt’ten her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister.” (Ahzab, 33)
“De ki: Ben buna (peygamberliğimi tebliğime) karşılık sizden yakınlarıma sevgiden başka hiç bir ücret istemiyorum.” (Şura, 23)
“Ve ona ihtiyaçları olduğu halde yemeklerini yoksula ve yetime ve tutsağa verirler, onları doyururlar.” (İnsan, 8)
“Topluca Allah’ın ipine yapışın” (Al-i İmran, 103)
İmam Caferi Sadık, “Allah’ın ipi biziz” buyurmaktadır.
“Ey inananlar! Allah’tan korkun, doğrularla beraber olun.” (Tevbe, 119)
Bu ayet hakkında İmam Muhammed Bakır şöyle diyor: “Yani Al-i Muhammed ile birlikte olun.”
“Bilmiyorsanız zikir ehline sorun.” (Nahl, 43)
İmam Muhammed Bakır buyuruyor: “Bu ayet nazil olduğunda, İmam Ali buyurdu ki, “zikir ehli biziz; yüce Allah kitabında bizi kast etmiştir.”
“Sen ancak bir uyarıcısın, her toplumun ise bir yol göstericisi vardır.” (Rad, 7)
İmam Muhammed Bakır bu ayet hakkında şöyle diyor: “Uyarıcı Resulullah’tır. Bizden her zaman insanları Allah’ın peygamberinin getirdiği şeylere hidayet eden bir yol gösterici vardır. Resulullah’tan sonra yol gösterici Ali’dir ve O’nun ardından birbirinden sonra gelen vasilerdir.” (Ra’d, 7)
“O’nun tevilini Allah ve ilimde ileri gidenlerden başka kimse bilemez.” (Al-i İmran, 7)
İmam Caferi Sadık buyuruyor: “İlimde ileri gidenler, Emir’ül müminin Ali ve O’ndan sonra gelen imamlardır.”
“Allah ve melekleri Peygambere salât etmektedirler. Ey inananlar! Siz de O’na salât edin, içtenlikle selam edin!” (Ahzab, 56)
Resullah’a bu ayetle ilgili “sana nasıl salât edelim?” diye sorulduğunda şöyle buyurdu: “Şöyle deyin: Allah’ım, İbrahim’e ve Al-i İbrahim’e bereket verdiğin gibi Muhammed ve Al-i Muhammed’e de bereket ver. Doğrusu sen övülen ve ulusun.”
“Şüphesiz budur benim doğru yolum. Onu takip edin.” (En’am, 153)
“Ey inananlar! Allah’a ve Resulüne ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin.” (Nisa, 59)
“Hak, hidayet yolu göründükten sonra, her kim Resulullah’a muhalefet eder ve müminlerin yolundan saparsa onu cehennem ateşi ile yakarız.” (Nisa, 115)
“Bizi nimetini kendilerinden esirgemediğin kişilerin dosdoğru yoluna irşat et, ayaklarımızı onda sabit kıl.” (Fatiha, 7)
“Onlar, Allah’ın kendilerine nimetini lütfettiği peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraber olan kimselerdir.” (Nisa, 69)
“Şüphesiz, o kıyamet günü, Allah’ın size ihsan ettiği nimetten sorulacaksınız.” (Tekasür, 8)
“İşte bugün dininizi kemale erdirdim, nimetimi üzerinize tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçip razı oldum.” (Maide, 3)
“Durdurun onları; onlar sorgulanacaklardır.” (Saf, 24)
“Allah onlara azap verecek değil ya.” (Enfal, 33)
“Yoksa Allah’ın fazlına mazhar olmuş insanları mı kıskanıyorlar?” (Nisa, 54)
“O’nun (Kur’an) tevilini ancak Allah bilir. İlimde derinleşen kimseler ise, biz ona inandık, iman ettik’ derler” (Al-İmran, 7)
“Allah, adının yüceltilmesine ve içlerinde kendi isminin anılmasına izin verdiği evler vardır.” (Nur, 36)
“Sabıklar (ileri geçenler) dereceleri en yüksek olanlar…” (Vakıa, 10)
“Araf (cennetle–cehennem arasındaki engel) üzerinde bir kısım kimseler var ki bunlar cennetlik ve cehennemliklerden her birini simasından tanırlar.” (Araf, 46)
“Allah adının yüceltilmesine ve kendi isminin anılmasına izin verdiği evler vardır. Bu evlerde kendisini sabah akşam tesbih edip, namaz kılan kimseler vardır. Onları ne ticaret, ne de bir alışveriş Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin halden hale dönüp kıvrandığı günden (kıyamet gününden) korkarlar.” (Nur, 36-37)
“Bizim yarattığımız insanlardan bir ümmet vardır ki, rehberlik ederler ve hak ile hüküm verirler.” (Araf, 181)
“Cehennemlik olanlarla cennetlik olanlar bir olamaz. Kurtulacak olanlar cennet ehlidir.” (Araf, 181)
“Yoksa o günah kazananlar, kendilerine iman edip salih ameller işleyenler gibi sayacağımızı, hayat ve ölümlerini bir tutacağımızı mı sanıyorlar? Ne de fena hüküm veriyorlar.” (Casiye, 21)
“İman edip salih amel işleyenler, işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar.” (Beyine, 7)
“Hak ile gelen Peygamber ve O’nu tasdik edenler, işte onlar takva sahibi kimselerdir.” (Zümer, 33)
“Bir kısım insanlar da vardır ki, Allah’ın rızası uğruna, canlarını satarlar. Allah ise kullarına çok merhamet edicidir.” (Bakara, 207)
“Mallarını gece ve gündüz, gizli ve aşikâr hayra harcayanlar vardır ki, onların Rableri katında ecirleri mahfuzdur. Onlar için hiçbir korku yoktur. Ve onlar hiçbir zaman mahzun olmayacaklardır.” (Bakara, 274)
“Tuba (ne mutlu) onlara! Ahirette en güzel barınak da onlarındır.” (Ra’d, 29)
“Sonra biz Kitab’ı seçtiğimiz kimselere miras olarak bıraktık. Bunların kimi nefislerine zulüm edicidir. Kimi muktesid, kimileri de Allah’ın izniyle hayır yapmakta ileri geçendir. İşte bu çok büyük bir ihsandır” (Fatır, 32) (Prof. Dr. Haydar Baş, İmam Ali.)
Yarın Ehl-i Beyt konusuna devam edeceğiz.
Reklamlar