Prof. Dr. Haydar BaşEhl-i Beyt, iki kapak arasında emirleri ve yasakları ile yazılı Kur’an-ı Kerim’in müşahhas örneklere dökülmüş halidir.
Ehl-i Beyt, yaşayan Kur’an numuneleridir.
Kur’an-ı Kerim’de namaz, oruç, zekât, hac emredilir. Bunların nasıl yapılacağı ise Hz. Peygamber’in uygulamalarında ve ondan sonra da “Ehl-i Beyt’im” dediği Hz. Fatıma’nın, Hz. Ali’nin, Hz. Hasan’ın, Hz. Hüseyin’in hayatlarından öğrenilir.
Bu sebeple Hz. Peygamber mübarek hadislerinde Ehl-i Beyt’i işaret buyurmuştur.
Sabır, kanaat, tefekkür, tevekkül gibi güzel ahlak halleri Ehl-i Beyt’e bakılarak hayata geçirilir.
Onları Allah sevmiş, seçmiş ve ümmete rehber kılmıştır.
Meveddet ayetine göre, Ehl-i Beyt’i sevmek bizlere de farzdır.
Resulullah’ın hadislerinden, Allah’ın ve Peygamber’inin rızasının Ehl-i Beyt’i sevmekte olduğunu görüyoruz.
Bu sevgi bizleri Allah’a yaklaştırır.
Hâkim, Mecmaü’l-Beyan’ında şöyle nakleder: Peygamber şöyle buyurdu: “Allah peygamberleri muhtelif şecerelerden yaratmıştır ama beni ve Ali’yi bir şecere ve ağaçtan yaratmıştır. Ben o ağacın kökleri mesabesindeyim. Ali ise o ağacın gövdesi. Fatıma ise o ağacın meyve vermesine bir vesiledir. Hasan ve Hüseyin bu ağacın meyveleridir. Bize tabi olanlar da bu ağacın yapraklarıdır. Birisi tam 3 bin yıl Allah’a ibadet dahi etse dahi bizim ailemizi sevmediği sürece Allah onu yüzü üstü ateşe atacaktır.”
Hz. Peygamber ondan sonra Meveddet ayetini tilavet buyurdu.
Sünni hadisçi İmam Müslim’in Sahih adlı eserinde: “Mübahale ayeti nazil olunca Peygamber; Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin’i çağırdı ve Allah’ım! Bunlar benim Ehl-i Beyt’imdir” diye buyurdu.
Resulullah şöyle buyurdu: “Yıldızlar yeryüzündekileri boğulmaktan güvencedir. Ehl-i Beyt’im de ümmetime ihtilafa düşmekten güvencedir.”
Sünni âlim Tırmızi’nin Sünen’in de Hz. Ali, Resulullah’tan şöyle buyurmuştur: “Bir gün Hz. Peygamber (saa) ciğerimin köşeleri Hasan ile Hüseyin’in ellerinden tutarak şöyle buyurdu: beni, bu ikisini, bunların babalarını ve analarını seven, kıyamette bana ait derecenin yakınında, bizimle beraber yerleştirilecektir.”
Hz. Resulullah, Selman’a şöyle dedi: “Ey Selman! Kim kızım Fatıma’yı severse cennette benimle birlikte olur. Kim de ona düşman olursa ateşe atılır. Ey Selman! Fatıma’ya sevgi beslemenin yüz yerde insana faydası dokunur. O yerlerin en kolayı şunlardır: ölüm zamanı, kabre koyulurken, terazi kurulduğunda, mahşer günü, sırat köprüsünde, sorgu sual anında.” (Feraidus-Simteyn, c.2, sayfa 68)
İbn-i Mesud rivayet etmiştir: “Allah Resulü şöyle buyurdu: Fatıma iffetini kâmil olarak korudu. Bu yüzden Allah onun soyuna ateşi haram kılmıştır.” (Hâkim, Müstedrekü’s Sahihayn, c.3, sayfa 152)
“Kim Ali’yi severse, beni sevmiştir. Kim Ali’ye buğzederse bana buğz etmiştir.” (Hâkim, Müstedreku’s Sahihayn, c.3, sayfa 130)
“Allah her ilmi Bende toplamıştır. Ben de bildiğim her ilmi muttakilerin imamında topladım. Ben her ilmi Ali’ye öğrettim. Odur açık ve şüphesiz imam.”
“Ali, Havz-ı Kevserimin başında Benim halifem olacaktır.”
“Ey Fatıma! Allah, Ali’yi Benimle birlikte yedi haslette bir kıldı:
O, kabri açılıp Benimle birlikte çıkan ilk kişidir.
O, Benimle sırat başında duran ve cehennem ateşine bunu al, bunu bırak diyen ilk kimsedir.
O, Benden sonra ululuk ve şeref elbisesi giydirilen ilk kişidir.
O, arşın sağında Benimle birlikte duran ilk kişidir.
O, cennet kapısını Benimle birlikte çalan ilk kimsedir.
O, cennetin en yüce makamına ve İlliyun’a yerleştirilecek ilk kimsedir.
O, benimle birlikte mühürlenmiş şarap içen ilk kimsedir ki, onun soyu misktir.” (Prof. Dr. Haydar Baş, İmam Ali)
İmam Zeynelabidin’e sordular: “Baban İmam Hüseyin’in evladı neden azdır?”
İmam cevaplarında şöyle buyurdu:
“Ben nasıl doğduğuma şaşıyorum. Çünkü babam İmam Hüseyin (as) her gündüz ve gecede bin rekât namaz kılardı.” (Sünni İbn Abdurrabbih, İkdu’l Ferid eserinden )
“Bir gün Hz. Hüseyin mescide girmişti. Bunu gören Hz. Peygamber’in şöyle dediği duyuldu: Cennet gençlerinin seyidine bakmak isteyen buna baksın.” (Zehebi, c.3, sayfa 282-283)
“Ashab-ı Kiram’ın nakline göre, bir gün Hz. Peygamber, Hasan ve Hüseyin’in elinden tutmuş, onlardan ‘evlatlarım’ diye bahsederek şöyle diyordu: Hasan ile Hüseyin, benim evlatlarımdır; onları seven Beni sevmiş, onları gazaplandıran Beni öfkelendirmiştir.” (İbn Mace, Mukaddime, 11; Ez-Zehebi, Siyer’u A’lami’n-Nübela, c.3, sayfa 284)
“Hz. Hasan ömrü boyunca iki kere tüm mal varlığını Allah yolunda harcadı. Üç kere mal varlığını yarı yarıya böldü. Yarısını kendine ayırdı. Yarısını Allah yolunda harcadı.” (Suyuti, Tarih-i Hulefa, sayfa 190)
 Şii veya Sünni fark etmez, her mezhep ve meşrebin merkezi Ehl-i Beyt’tir.
İslam’ın doğru yaşanması için kendilerine yönelinmesi gereken örneklerimiz Ehl-i Beyt’tir.
Yarın Gadir-i Hum gününü ve İmam Ali Efendimiz’in hilafeti konusunu anlatacağız.Prof. Dr. Haydar Baş
Reklamlar