Archive for Eylül 2015

Ehl-i Beyt’in değeri

İnanan Müslümanlar içinde en üstün sınıf takva sahibi Ehl-i Beyt’tir.

Ehl-i Beyt, Hz. Peygamber, Hz. Fatıma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin efendilerimizdir.
Cenab-ı Hak ayeti kerimede, “Yüce Allah ancak ve ancak siz Ehl-i Beyt’ten her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister” (Ahzab, 33) buyurmuştur.
Yine “De ki: Ben bu (Peygamberliğimi tebliğime) karşılık sizden yakınlarıma sevgiden başka hiç bir ücret istemiyorum” (Şura, 23) buyurur.
Ehl-i Beyt’in üstünlükleri hakkında onlarca ayet ve yüzlerce hadis vardır.
Biz bu ikisini vermekle kifayet ediyoruz.
Bugün çeşitli bahaneler ile birliği bozulan, tevhid akidesinin manasını unutan İslam dünyasının tekrar bir ve beraber olması için tek payda ise Ehl-i Beyt’tir.
Birlik mayası Ehl-i Beyt, bilinçli bir şekilde gizlenmiştir. Hatta Hamse-i ali Aba hadisinde ısrarla altı çizildiği şekliyle 5 kişi olan Ehl-i Beyt’in içine Hz. Peygamber’in hanımları, Haşimoğulları, ümmetin tamamı dahil edilmek istenmiştir.
Ehl-i Beyt’in beş kişi ile sınırlandırılması, İslam’ın devamında üstlendikleri rol sebebiyledir.
Ehl-i Beyt, Cenab-ı Hak tarafından sevilmiş, seçilmiş ve üstün tutulmuştur.
Ehl-i Beyt’in üstünlükleri mübarek imamların döneminde de tartışılmıştır.
İmam Rıza Efendimiz ile Memun arasındaki bir münazarayı vermek istiyoruz.
Ayette geçen ‘temiz ıtret’ hakkında Halife Memun’un sorusuna İmam Rıza ayetlerle izah getirmiştir: “İmam (as):  Onlar Allah-u Teala’nın kendi kitabında şu şekilde vasfettiği kimselerdir: ‘Ancak ve ancak Allah, siz Ehl-i Beyt’ten  her çeşit günah ve çirkinliği gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.’ Yine onlar Resulullah ı haklarında şu şekilde buyurduğu kimselerdir: Ben aranızda iki ağır emanet bırakıyorum. Allah’ın kitabı ve ıtretim olan Ehl-i Beyt’im.
Bilesiniz ki, bu ikisi havuzu başında Bana gelinceye dek birbirlerinden ayrılmazlar. Öyleyse Benden sonra bu ikisi hakkında nasıl davranacağınıza dikkat edin. Ey insanlar! Onlara bir şey öğretmeye kalkışmayın zira onlar sizden âlimdirler.”
Alimler: “Ey Ebu’l Hasan! Acaba itret dediğin Al’nin kendisi midir yoksa diğer kimseleri de kapsıyor mu?”
İmam: “Onlar Al’in ta kendisidir”
Alimler: “Resulullah’tan: Ümmetim Benim Al’imdir” diye nakledilmektedir. Ashabtan inkâr edilemeyecek rivayetlerde Muhammed’in Al’i onun ümmetidir” denilmiştir.
İmam : “Bana söyleyiniz, acaba sadaka Al-i Muhammed’e haram mıdır?”
Ashab: Evet haramdır.”
İmam: “Sadaka bütün ümmete haram mıdır?”
Alimler: “Hayır.”
İmam: İşte ‘Al’ ve ‘ümmet’ arasındaki fark da budur. Yazık sizlere… Kuran’dan yüz mü çevirdiniz.”
Allah-u Teala yarattıklarından tertemiz olanları ayırdığında, mübarek ayetinde Peygamber’ine onlarla beraber lanetleşmeye gitmesini emrederek şöyle buyurdu: “Ey Muhammed! Artık sana gelen bunca ilimden sonra da gene bu hususta seninle çekişip tartışmalara girişirlerse de ki: Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra da dua edelim ve Allah’ın lanetini yalancıların üstüne kılalım.” (Al-i İmran, 61) Bu ilahi emirden sonra Resulullah, Ali’yi, Fatıma’yı, Hasan ve Hüseyin’i yanına aldı.  Ayette geçen kendimiz ve kendiniz ibaresinin anlamını biliyor musunuz?
Alimler: “Allah-u Teala onunla Peygamberin kendisini kastetmiştir.”
İmam: “Yanıldınız çünkü Allah-u Teala onunla Ali bin Ebu Talib’i kastetmiştir.”
Bir başka ayet: Peygamber itretinin dışında herkesi caminin dışına çıkardı. Bu duruma halk ve Abbas itiraz edip şöyle dediler. “Ey Allah’ın Resulü neden Ali’yi bırakıp da sizi çıkaran Ben değilim, bunu Allah böyle yapmıştır.”
Alimler: Bu söz Kuran’ın neresinde geçiyor?
İmam:  Allah şöyle buyuruyor: Musa’ya ve kardeşine Mısır’da kavminiz için evler hazırlayın ve evlerinizi kıble yapın diye vahyettik.” (Yunus 87) Bu ayet Harun’un Musa’nın yanındaki ve Hz. Ali’nin de Peygamberin nezdindeki makamını beyan eder.”
İmam: “Resulullah (sav), ben ilmin şehriyim, Ali de onun kapısıdır, ilmin şehrini dileyen onun kapısından geçmelidir, buyururken bizim bu mevkimizi kim inkâr edebilir?”
İmam: Başka bir delil de “Akrabalarının hakkını ver” (İsra, 26) ayetidir. Bu ayetten sonra Resulullah Fatıma’yı yanına çağırdı. Resulullah: “Şu Fedek savaşsız elde edilen ganimetler arasındadır. Bu yüzden Bana aittir. Başkalarının onda hakkı yoktur. Şimdi, Allah emrettiği için onu sana bağışladım. Öyleyse onu kendin ve evlatların için al.”
Başka bir ayet, Allah-u Teala’nın buyurmuş olduğu şu ayet: “De ki: sizden tebliğime karşılı bir ücret istemiyorum. İstediğim ancak yakınlarıma sevgidir.” (Şura, 23)
İmam buyurdu: Başka bir ayet de: “Şüphe yok ki, Allah ve melekleri Peygambere salat ve selam ederler! Ey inananlar! Siz de ona salat edin ve selam verin.” (Ahzab, 56)
Ashab: “Ey Allah’ın Resulü, sana selam vermeyi biliyoruz da sana salat nasıl olur?” diye sordular.
Resulullah şöyle buyurdu: “Şöyle diyeceksiniz: Allahumme salli ala Muhammedin ve al-i Muhammed, kema sallayte ala İbrahime ve ala al-i İbrahim. İnneke hamidun mecid.” Allah’ım İbrahim’e ve Al’ine salat ettiğin gibi, Muhammed ve Al’i Muhammed’e de salat eyle. Şüphesiz sen hamid ve mecidsin.” Aranızda bu konuda bir ihtilaf var mı?
Oradakiler: ‘Hayır’ dediler.
İmam: “Anneleriniz, kızlarınız ve kız kardeşleriniz size haram kılındı” (Nisa, 23). Şimdi söyleyin, Resulullah hayatta olmuş olsa benim kızım ve oğlumun kızı ve yahut benim neslimden olan diğer kızlarla evlenmesi doğru olur muydu?”
Alimler: “Hayır, olmazdı” buyurdu.
İmam: “Eğer Resulullah sizin kızlarınızla evlenebilir miydi?”
Alimler: “Evet, evlenebilirdi” dediler.
İmam: “İşte bunun kendisi, benim O’nun Al’inden olduğuma delildir. Eğer siz O’nun al-inden olsaydınız, benim kızlarımın ona haram olduğu gibi sizin kızlarınız da ona haram olurdu.”
İmam: Allah “Ve ehline namazı emret ve kendinden de ona karşı sabırlı ol” (Taha 132). Resulullah bu ayetin nazil olmasından sonra 9 ay boyunca her gün beş defa namaz vakitlerinde Ali ve Fatıma’nın kapısına gelerek şöyle buyurdu: “Namaza! Allah size rahmet etsin! Allah-u Teala, Peygamber’in evlatlarından hiç birisine, bize ikram ettiği derece de ikram etmemiştir. Peygamberler ailesinden sadece bizi has kılmıştır.”
Burada Gadir hadisine de değinmek gerekir.
220 Sünni âlimin eserinde yer verdiği Gadir Hutbesi, Hz. Peygamber’in rıhleti ile sonra eren risalet kapısından sonra açılan velayet kapısının Hz. Ali Efendimiz ile devam ettiğini gösterir.
Veda Haccı’ndan dönerken Maide suresi 67. ayetin nazil olmasından sonra yapılan Hz. Ali’nin halife ilanı, ümmete halifenin tayininin Allah’ın emri ve Resulullah’ın sünneti ile yapıldığını göstermekteydi.
Hutbenin 6 yerinde Hz. Ali Efendimiz halife tayin edilmiştir.
Halife ilanının bitiminden sonra Maide suresinin “Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım ve din olarak İslam’ı beğendim” 3. ayeti gelmiştir.
Denilebilir ki din, Hz. Ali’nin halife ilanı ile tamamlanmıştır.
Gadir hadisi, Ehl-i Beyt’i ümmetten ayıran en önemli hadistir. Zira Hz. Ali Efendimiz ile devam eden soyun ümmetin imamı olduğu ilanı Cenab-ı Hakk’ın emri ve Hz. Peygamber’in beyanın ile duyurulmuştur.
Yine Hz. Peygamber’in, “Biliniz ki, aranızda Ehl-i Beyt’imin misali, Nuh’un Gemisi gibidir, kim ona bindiyse kurtuldu ve kim de ondan ayrıldıysa boğuldu” şeklindeki hadisi meşhurdur.
Ehl-i Beyt ümmetin güvencesi, sığınacak limanıdır.
Resulullah buyurdu: “Yıldızlar yeryüzündekilerin -denizde- boğulmamalarını sağlayan yegâne güvencedir. Ehl-i Beyt’im de ümmetimin ihtilaflar karşısındaki yegâne güvencesidir.” (Müstedrek-i Hakim, c.3,sayfa 149)
Kısaca Ehl-i Beyt olan beş kişi ve onlardan devam eden soy ümmetten üstündür.    Prof. Dr. Haydar Baş
Reklamlar

Lübnanlı heyetten Haydar Baş’a anlamlı ziyaret

Lübnanlı heyetten Haydar Baş'a anlamlı ziyaretLübnan’ın saygın âlimlerinden oluşan bir ilim heyeti BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ı İstanbul’da ziyaret etti. Lübnanlı ilim heyeti Ehl-i Beyt’e yapmış olduğu hizmetlerden dolayı Prof. Dr. Baş’a teşekkürlerini ifade etti

Lübnan’ın en saygın âlimlerinden rahmetli Ayetullah Fazlullah’ın âlim kadrosundan Seyyid Abdülkerim Fazlullah, Enerji Uzmanı Dr. Ahmed Reslan, Bilgisayar Mühendisi Hasan Haşim Bey’den oluşan heyet, Dünya Ehli Beyt Âlimleri Derneği Başkanı Hasan Kanatlı Bey’le beraber, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ı İstanbul’da ziyaret etti.

Görüşmede İslam coğrafyasında yaşanan sıkıntılar ele alındı. Heyet kaleme almış olduğu 14 ciltlik Ehli Beyt Külliyatı ve Ehli Beyt’e yapmış olduğu hizmetlerden dolayı Prof. Dr. Haydar Baş’a teşekkür ettiler.

‘BARIŞTAN YANAYIZ’

Karşılıklı sorulu cevaplı geçen konuşmada Lübnanlı ilim heyeti, İslam ülkelerinde şu anda egemen olan siyaset anlayışlarının, Yahudilerin ve İsrail hükümetinin çıkarlarına hizmet ettiğini dile getirdiler. Kendilerinin Lübnan coğrafyasında barış içinde yaşamak istediklerini ve kesinlikle savaştan yana olmadıklarını dile getiren Lübnanlı ilim heyeti, gerektiği anda ülkelerini savunmak için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her türlü fedakârlığa katlanmaya hazır olduklarını ifade ettiler.

İSLAM’IN ÖZÜ EHL-İ BEYT’TİR

Prof. Dr. Haydar Baş’ın yapmış olduğu Ehli Beyt üzerine çalışmaların nasıl, niçin başladığını soran Lübnan’dan gelen heyete cevabı bizatihi Prof. Dr. Haydar Baş verdi. “Biz Alevileri, Ehl-i Beyt taraftarlarını siyasi çalışmalarımıza başlamadan önce yakinen tanıma imkânı bulamamıştık” diyen Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: “Siyasi parti olarak onların taleplerine cevap verebilmek için çalışmalar yaptığımızda Alevileri daha yakından tanıma fırsatı bulduk. İmam Ali eserimizi kaleme almaya başladığımda İmam Ali ile alakalı çok ezer yazıldığını düşünerek bunları toplamaya başladım. Baktım ki, İmam Ali’nin hayatı üzerine Türkiye’de yazılmış ciddi bir eser yok. Bundan sonra araştırmalarımı daha da derinleştirdim. İmam Ali eserini bitirdikten sonra Fatıma annemizin ve tüm Ehli Beyt imamlarının hayatını içeren Ehl-i Beyt Külliyatı olarak 14 tane eser yazdık. Zannediyorum 14 bin sayfalık bir eserdir bunlar. Bu eserleri yazarken bilgi sahibi olduk, burada ufkumuz açıldı. Gördük ki, İslam’ın özü Ehl-i Beyt’tir.”

HADİSLER 200 SENE SONRA TOPARLANDI

Görüşmede İslam dünyasında hadislerin derlenmesi konusunda da önemli açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Baş, Peygamber Efendimizin hadislerin yazılması yetkisini sadece Hz. Ali’ye verdiğinin altını çizdi.

Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman’ın da bu konuda Hz. Ali’yi öne çıkardıklarını kaydeden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: “Peygamberden tam 200 sene sonra hadisler tedvin edilmiştir. İmam Ali Efendimizden rivayet edilen hadisler ise Peygamber Efendimiz söylediği an, bizzat İmam Ali tarafından kaleme alınmıştır. İmam-ı Ali Efendimizin eserinde siyasi, sosyal, ahlaki, iktisadi konulardaki hadislere ‘Cami’ adı veriliyor, ceza hukuku konusundaki hadislere de ‘Cifr Kitabı’ deniyor. İmam-ı Cafer Efendimizin beyanına göre İmam Ali’nin yazdığı yüz binlerce hadis var.”

MEZHEP İMAMLARI EHL-İ BEYT’TENDİR

Lübnan’dan gelen ilim heyetiyle görüşmesinde İmamı Şafii’nin, İmamı Hanbel’in, İmamı Malik’in ve İmamı Azam’ın her zaman Ehl-i Beyt’i savunduklarını söyleyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “İmamı Azam Ehl-i Beyt’tendir. Zaten İmamı Azam’ın hocası İmamı Cafer ve Muhammed Bakır’dır. İki büyük imamdan ders almış, sohbetlerine iştirak etmiş bir adamdır İmamı Azam.”

Gece geç saatlere kadar devam eden görüşmenin akabinde ziyaretlerinden dolayı Lübnan’dan gelen ilim heyetine teşekkür eden Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, heyet aracılığıyla Lübnan halkına selamlarını iletti.

YENİ MESAJ