yeni141fsProf. Dr. Haydar Baş, “Din Tahripçilerine Kur’an-ı Kerim’in Cevabı” eserinde Allah katında yegâne dinin İslam olduğu konusunda şu bilgileri veriyor: “İslam’a itirazlar çerçevesinde günümüzde ortaya çıkan dinler arası diyalog adı altında hak ile bâtılı karıştırmaya kalkışıyorlar. Ya İslam’ı muharref dinler derekesine indirmeye çalışıyorlar. Ya da muharref dinleri hak pozisyonuna sokup İslam’ın seviyesine çıkarmaya gayret sarf ediyorlar. Bunun için Kur’an ayetlerini saptırmaktan da çekinmiyorlar.
Bâtılı meslek edinenlerde ölçüyü aramanın bir anlamı olmaz. Burada kesin olarak bilinmesi gereken gerçek şudur. Hak var batıl var; doğru var yanlış var. Hak, ilmen ve mantıken tektir o da İslam’da toplanmıştır. Bâtıl yani yanlış ise pek çoktur. Kur’an’ın da ifade ettiği gibi muharref dinler küfür içindedirler ve müntesipleri olan ehl-i kitap kafirler kategorisindedir. Bu tespit ilahidir zan ve histen uzaktır.
Kur’an’da ehl-i kitabın sapıklık ve küfür içinde olduğu vurgulanırken yüzlerce delille de kurtuluşun ancak son peygamber Resul-i Ekrem Hz. Muhammed (sav)’e tâbi olmak, O’na itaat etmekle gerçekleşeceği de daha bir ısrar ve şiddetle vurgulanır. Evet, Allah indinde din İslam’dır. Müslüman olmak ve kurtulmak ise ancak Allah Resulünü tanımak ve O’na itaat etmekle mümkündür. İşte bu gerçeği haber veren ayetlerden bazılarını aktarmaya çalışalım:
“De ki: Allah’a ve Peygambere itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse, muhakkak ki Allah kafirleri sevmez.” (Âl-i İmran: 32).
“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.” (Âl-i İmran: 31).
“Şüphesiz ki Allah katında makbul olan din İslam dinidir. Kendilerine kitap verilmiş olan Yahudi ve Hıristiyanlar ise, onlara ilim ulaşmış olduğu halde sırf aralarındaki kıskançlıktan ve başa geçme hırsından dolayı anlaşmazlığa düştüler. Her kim Allah’ın ayetlerini inkâr ederse, şüphesiz Allah onların hesabını çok çabuk görür. Eğer onlar İslam’ın hak din olduğu hususunda seninle mücadele edecek olurlarsa onlara de ki: ‘Ben kendimi Allah’a teslim edip ona yöneldim. Bana uyanlar da böyle yaptılar.’ Ve kitap verilenlere de, müşriklere de, ‘İslam’ı kabul ettiniz mi?’ diye sor. İslam’a girerlerse doğru yolu bulmuşlardır. Eğer yüz çevirirlerse senin üzerine düşen tebliğ etmektir. Allah ise kullarının her halini hakkıyla görür.” (Âl-i İmran: 19-20).
“Her kim İslam’dan başka bir din ararsa o din ondan kabul olunmaz. Ahirette ise o hüsrana uğrayanlardandır. İman edip Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine apaçık deliller geldikten sonra inkâra sapan topluluğu Allah nasıl hidayete erdirir? Allah zalimler gurubunu doğru yola iletmez.” (Âl-i İmran: 85-86).
“Doğru yol kendisine apaçık belli olduktan sonra kim Peygambere muhalefet edip müminlerin yolundan başka bir yol tutarsa, Biz de onu kendi seçtiği yola sevk eder ve cehenneme sokarız. Gidilecek ne kötü bir yerdir orası!” (Nisa: 115).
“Sizden kim Allah’a ve Resulüne itaat eder ve güzel işler yaparsa, ona da mükafatını iki kat veririz…” (Ahzab: 31).
“And olsun ki, Allah’ın rahmetini ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için, Allah’ın Resulünde size güzel bir numune vardır.” (Ahzab: 21).
“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin ki amellerinizi boşa çıkarmış olmayın. İnkar eden ve halkı Allah yolundan alıkoyan, sonrada kafir olarak ölenleri Allah bağışlamaz.” (Muhammed: 33-34).
“… Kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, Allah onu altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim yüz çevirirse, onu da pek acı bir azapla cezalandırır.” (Fetih: 17).
“Bütün dinlere üstün kılmak üzere Resulünü hidayet ve hak din ile gönderen O’dur. Buna şahid olarak Allah yeter.” (Fetih: 28).
“Allah’ın çizdiği sınırlar yerine başka hükümler getirerek Allah’a ve Resulüne düşmanlık edenlere gelince; kendilerinden öncekiler nasıl zillet ve rezalete düştü iseler, onlar da öylece zelil ve rezil olacaklardır. Çünkü Biz apaçık ayetler indirmişizdir. Bu ayetleri inkar edenlerin hakkı da hor ve hakir edici bir azaptır.” (Mücadele: 5).
“Ey iman edenler! Gizlice konuştuğunuzda sakın günah işlemek, müminlere düşmanlık etmek ve Peygambere karşı gelmek üzere fısıldaşmayın. Aranızda iyilik ve takvayı konuşun. Huzurunda toplanacağınız Allah’tan da korkun.” (Mücadele: 9).
“Allah’ın çizdiği sınırlar yerine başka hükümler getirerek Allah’a ve Resulüne düşmanlık edenler en aşağılık kimseler arasındadırlar.” (Mücadele: 30).
“Allah, ‘Ben ve Peygamberim elbette üstün geliriz’ diye takdir buyurmuştur. Muhakkak ki Allah mutlak kuvvet sahibidir ve O’nun kudreti her şeye galiptir.” (Mücadele: 21).”

“Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, Allah ve Resulüne düşmanlık edenlere sevgi beslediğini göremezsin. İsterse onlar babaları, evlatları, kardeşleri yahut aşiretleri olsun. Allah onların kalplerine imanı yerleştirmiş ve kendi tarafından bir nur ile kuvvetlendirmiştir. Ahirette de onları, içinde ebediyen kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. Allah onlardan razıdır, onlarda Allah’tan. İşte onlar Allah’a tâbi olan topluluktur. Haberiniz olsun ki, Allah’a tâbi olanlar, kurtuluşa erenlerin ta kendisidir.” (Mücadele: 22).
“Peygamber size ne emretmişse alın, neyi yasaklamışsa ondan da kaçının. Allah’tan korkun. Muhakkak ki Allah’ın azabı pek şiddetlidir.” (Haşr: 7).
Cenab-ı Hak, İslam’ı yegane hak din ve Peygambere itaati İslam’a tâbi olmanın değişmez şartı olarak gösterirken, Allah’ın hükümlerine itaatte aynı emir, aynı zamanda peygamberdir. Vahyedilene uymak başta vahye muhatap olan Peygambere düşer. Ey Peygamber! Allah’ın emir ve yasaklarına uymakta sebat et; kafirlerin ve münafıkların arzularına tâbi olma. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yapar. Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah’a tevekkül et; vekil olarak Allah yeter.” (Ahzab: 1-3).
“Allah ve Resulü bir meselede hükmünü verdiği zaman, bir mü’min erkeğin yahut bir mümin kadının artık işlerinde başka bir yolu seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne isyan ederse, apaçık bir sapıklığa düşmüştür.” (Ahzab: 36).
“Ey Peygamber! Biz seni insanlar için bir şahit, bir müjdeci, bir sakındırıcı, Onun izniyle insanları Allah’ın yoluna çağrıcı ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik.” (Ahzab: 45-46).
“O peygamberler ki Allah’ın emirlerini tebliğ eder yalnız ondan korkar ve Allah’tan başka hiçbir kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah kafidir. Muhammed hiçbirinizin babası değildir. O Allah’ın Resulüdür ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah ise her şeyi hakkıyla bilir.” (Ahzab: 39-40).
Cenab-ı Hak Resulüne mutlak itaati emrederken ve bu itaatin Allah’a itaat anlamına geldiğini ısrarla vurgularken zaman zaman ehl-i kitabı uyarır, onların nankörlük yaptıklarını, sözlerinde durmadıklarını hakikatleri gizlediklerini ilan eder. Nitekim, Kur’an-ı Kerim’de Yahudiler hakkında şöyle buyurulur: “Biz onları ahidlerini bozmaları yüzünden lanetledik ve kalplerini kaskatı yaptık onlar kelimeleri kitaptaki yerlerinden değiştirip Tevrat’ı tahrif ederler. Onlar kendilerine ihtar edilen hakikatlerden bir pay çıkarmayı da unuttular. Pek azı müstesna onlardan hep hainlik görürsün.” (Maide: 13).
“Biz Hıristiyanız diyenlerden de ahid almıştık; onlar da kendilerine ihtar edilen hakikatlerden nasiplerini unuttular. Bu yüzden aralarına kıyamete kadar devam edecek bir düşmanlık ve kin saldık işleyip durdukları kötülükleri yakında Allah onlara bildirecektir.” (Maide: 14).
“Ey kitap ehli! Size Resulümüz geldi ki kitaptan gizlediğiniz birçok şeyi size açıklar, birçoğunu da yüzünüze vurmaz. Gerçekten size bir nur ve hakkı apaçık bildiren bir kitap gelmiştir.” (Maide: 15).
“Peygambere itaat eden Allah’a itaat etmiş olur. Kim bundan yüz çevirirse, seni öylelerinin üzerine muhafız olarak göndermedik sen ancak doğru yolu gösterip tebliğ etmekle mükellefsin.” (Nisa: 80).
“Ey insanlar! Peygamber Rabbınızdan size hakkı getirdi. Ona inanın; hakkınızda hayırlı olan budur. Eğer inkâr ederseniz göklerde ve yerde olan her şey Allah’ındır. Allah ise her şeyi hakkıyla bilir her işi hikmetle yapar.” (Nisa 170).
“Ey insanlar! Size Rabbınızdan apaçık bir delil olan bir peygamber geldi ve size dünyanızı ve ahiretinizi aydınlatıcı apaçık bir nur olarak Kur’an indirdik.” (Nisa: 174).
“Allah’a iman edip O’nun kitabına sımsıkı sarılanları, Allah elbette kendi katından bir rahmet ve lütfa eriştirecek ve onları Kendi rızasına ulaştıran dosdoğru bir yola iletecek.” (Nisa: 175).
“Allah’a itaat edin Peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz Resulümüzün üzerine düşen açıkça tebliğ etmekten ibarettir.” (Tegabun: 12).
Allah-u Teâlâ, Peygamberin görevini de özetle şöyle anlatıyor:
“Sen insanları tevhide davet et. Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heveslerine uyma. Ve de ki: Ben Allah’ın indirdiği bütün kitaplara inandım ve aranızda adalet etmekle emrolundum. Allah benim de sizin de Rabbinizdir. Bizim yaptıklarımız bize sizin yaptıklarınız da sizedir. Hak ortaya çıkmış, aramızda münakaşaya hacet kalmamıştır. Allah bizi bir araya toplayıp hükmünü verecektir. Dönüş ancak O’nadır.” (Şura: 15).
“İman eden ve güzel işler yapan kullarına Allah’ın müjdelediği saadet budur. De ki: Vazifem karşılığında sizden bir ücret istemiyorum; sizden istediğim, ancak akrabaya sevgi ve Ehl-i Beyt’ime muhabbettir. Kim bir iyilik yaparsa biz onun sevabını daha da artırırız. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır ve şükredenlerin mükâfatını fazlasıyla verir.” (Şura: 23).”Gökhan Demir-Yeni Mesaj